Doğuş Aydın

Başlangıç » ingilizceozelders

Kategori arşivi: ingilizceozelders

Reklamlar

İngilizce Nasıl Öğrenilmez

Takip edebildiğiniz üzere haftalık olarak uzmanlık alanım olan İngilizce eğitimi ve tecrübelerimin olduğu çocuk gelişimi ile ilgili bir yazı yayınlamaktayım. Bu hafta toplumumuzdaki birçok insanda karşılaştığım İngilizce öğrenirken izlenen yollar ve hatalarla ilgili bir yazı yazmaya karar verdim. Yapılan bu hatalar ne yazık ki bizleri dünya sıralamasında İngilizce öğrenimi adına çok gerilere atmakta ve ülke, millet ve bireyler olarak dünyaya entegre olabilme yetimizi azaltmaktadır.

 

Sorunun temelini, nedenlerini ve uygulayıcıların hatalarını irdelemeden daha pratik ve faydalı bir yazı olmasına çalışacağım. Bu yazım umarım İngilizce öğrenirken karşılaşacağınız sorunlara yol gösterici olabilir.

 

1.ÇEVİRİ YAPARAK

Bu ifade birçok insan için uygulanması ve beynine söz geçirilmesi çok zor bir yöntem. Umarım altta yazacaklarımla sizi ikna edebilir ve beyninizi daha doğru kullanabilmenizi sağlarım. Çünkü buna inanmaz ve beyninize telkinlerle yol gösteremezseniz içinizdeki dürtü sizi yabancı bir dil öğrenirken her zaman ana dilinizden öğrendiğiniz dile veya öğrendiğiniz dilden kendi dilinize çeviri yapmanıza yönlendirecektir. Ancak özellikle son 10 yılın çok önemli İngilizce Öğretim yaklaşımlarından olan Konuşturmacı ve Harmanlanmış metodlar dil öğrenirken beyinde yapılan çevirmelerin bu süreci daha da zorlaştıracağını göstermiştir. Bir insan ana dilinde dahi o konu ile ilgili düşünerek, tasarlayarak konuşur veya kullanacağı kelimeleri seçer ise konuşma yeteneğinde ciddi sıkıntılar ve duraklamalar oluşacaktır. Bu durumu Yabancı Dil öğrenirken uyguladığınızda konuşamıyorum veya anlayamıyorum diye düşünebilirsiniz. Her dil; dilbilgisi ve kelime diye adlandırdığımız iki bilgi kısmından ayrıca Konuşma, Yazma, Dinlediğini ve Okuduğunu Anlama olmak üzere yetenek kısımlarından oluşur. Bu sistemle kelime ve dil bilgisi yapılarını doğru kullanabilirsiniz. Ancak kesinlikle konuşamaz ve dinlediğinizi anlayamazsınız. Özellikle bu iki yetenek size anlık anlama ve cevap verme mecburiyeti getirdiği için sizi o dili kullanamayan veya anlayamayan bireyler haline getirir.

 

Bir dili öğrenirken ilk süreç çevirerek başlar. Ancak kelime ve dil bilgisi eğitim süreci içinde edinilerek akıcı kullanım seviyesine gelir. Daha önce çok kullandığınız kelime ve yapılara karşı çevirme sistemi ortadan kalkar. Örneğin çok kullanılan ‘How are you?’ veya ‘I can play football.’  ifadelerini çevirmeye ihtiyaç duyar mısınız? Bence hayır. Çünkü insan beyni çok kullandığı ve uyguladığı ifade ve yapıları içselleştirip edinir ve refleks davranış haline getirir. Bunu nasıl başarabilirim noktası ise bol bol konuşmaktan ve dinlemekten geçmektedir. Öğrendiğiniz yeni kelime ve dil bilgisi yapılarını ezberlemek yerine bunlarla cümle kurmayı denemelisiniz. Dinlediğinizi ilk seferde anlamasanız ve konuşmaya çalıştığınızda çok duraklasanız dahi kendinizi zorlamaya gayret gösterin.

 

2.EĞİTİM SÜRECİNDE TÜRKÇE KONUŞARAK

Bir önceki maddede belirttiğim üzere dil; içselleştirerek edinme şeklinde öğrenilir. Bir bebeğin kendi ana dilini öğrenmesi ile birinin yabancı dil öğrenmesi arasında yöntemsel farklılıklar olsa da genel mantık açısından fark yoktur. Öğrenmek istediğiniz dili ne kadar duyar, ne kadar kullanır, ne kadar okur ve ne kadar yazmaya çalışırsanız o kadar iyi bir şekilde kullanabilirsiniz. Yabancı dil bir matematik dersi değildir. Hatalar yaparak konuşmanızı ve  hatalı anlayarak dinlemenizi yabancı dil öğrenim sürecini kendi anadilinizde sürdürmenizden daha verimlidir. Kendi ana dilinizde de fark etmediğiniz birçok hata yaparken ikinci bir yabancı dilde hata yapmamanız imkansız olacaktır. Dolayısıyla siz de öğretmeninizle sadece İngilizce konuşmalı ve ondanda yalnızca İngilizce konuşmasını beklemelisiniz. Eğitim süresince her şeyi anlamayı ve her konuşmayı hatasız gerçekleştirmeyi beklerseniz bu işin sonunu göremezsiniz.

 

3.KORKARAK

Yabancı dil öğrenirken korku ve panik yapma gibi psikolojik faktörler bu süreci verimsizleştiren etkenlerdir. Düşünün ki bir insan iş görüşmesine gittiğinde korkudan ana dilini konuşurken kekeleyebiliyor ise yabancı dil öğrenen biri aynı durumda daha büyük zorluklar yaşayacaktır. Çünkü dil; ancak rahat olduğunuz ve kaygılanmadığınız sürece olumlu bir şekilde gelişir.

 

4.SADECE DİL BİLGİSİ VE KELİME ÇALIŞARAK

Bir dil bilgisi kitabı ve sözlük ile bir dil öğrenilebilseydi hem öğrenenler hem de öğreticiler bu işe çok sevinirlerdi. Ancak yabancı dil sadece kelimeleri ezberleyerek veya dil bilgisi yapılarına çalışarak sadece çok yüksek dil zekası olan insanların başarabileceği bir sistemdir. İşitsel ve analitik zekası yüksek olan kişilerde yabancı dil bir kabus olacaktır. Şöyle düşünün: Bazen bildiğiniz kelimeleri veya yapıları dahi konuşurken kullanamıyor ve dinlediğinizde anlayamıyorsunuz. Bunun nedeni nedir? Nedeni yabancı dilde öğrenilen her kelime ve yapının okuma metinlerinde, yazma aktivitelerinde, dinleme parçalarında ve konuşma çalışmalarında yeterince kullanılmaması ve sonuç olarak yetenek (okuma, yazma, konuşma, dinleme)- bilgi entegrasyonun yeterince sağlanmamasıdır. Örneğin ‘Geçmiş Zaman’ yapılarını öğrenmeye çalışıyorsanız mutlaka bu yapının çok kullanıldığı seviyenize göre bir insanın geçmiş hayatını veya bir icadın buluş sürecini anlatan metinleri okumanız gerekir. Aynı konularda bir metni dinlemeyerek, yazarak ve konuşarak kullanmanız gerekir. Kendi kendine yabancı dil öğrenmeye çalışan insanların yaptığı en büyük hata budur. Mutlaka bu entegrasyonu gerçekleştirmeniz gerekir. Aksi takdirde hiç verimli bir süreç geçirmemiş olursunuz

 

  1. 3-4 HAFTADA BİR İNGİLİZCE ÇALIŞARAK

Yabancı dil öğrenimi süreklilik ister. Bu sürece başlıyorsanız hayatınızın bir yerinde mutlaka bu dili kullanmalısınız. Bir defter veya kitap olmasa da öğrendiğiniz dil hayatınızda bir yere sahip olmalıdır. Spor yaparken kas yapmak gibidir yabancı dil. Sürekli kaslarınızı geliştirmeye uğraşmazsanız kaslarınız kalmayacaktır. Dolayısıyla yabancı dil öğrenirken mutlaka derslerinizi veya ders çalışma saatlerinizi sürekli kılın ve ‘Ben öğrendim artık.’ dediğinizde bile bu işin ucunu bırakmayın. Filmler izleyin, kitaplar okuyun ve birileri ile konuşun veya yazışın. Aksi takdirde ana dilinizi dahi 1 sene kullanmadığınız ne kadar gerilemeye başladığınızı hissedersiniz.

 

Genel olarak öğrencilerimde ve diğer insanlarda en çok karşılaştığım sorunlar bunlardır. Umarım siz bu hatalara düşmez, bu süreci başarı ile sürdürür ve hiç sonlandırmazsınız.

 

İngilizce öğrendiğiniz günler dileğiyle,

Doğuş AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı

Reklamlar

MAAŞ ZAMMI İÇİN İNGİLİZCE ÖĞRENMEYE AKIN VAR!

İngilizce Öğretim Uzmanı Doğuş Aydın, İngilizce öğrenmenin iş hayatındaki performans değerlendirme ve zam artışlarındaki doğrudan etkisini değerlendirdi.

Dil öğrenimine gramer ağırlığının yanı sıra SOS gibi yöntemlerle pratik eğitim ve günlük hayata İngilizceyi dahil ederek evde, okulda, alışverişte, kuaförde hatta evcil hayvanınızla konuşarak yapacağınız İngilizce pratiğinin yararına önemine dikkat çeken İngilizce Öğretim Uzmanı Doğuş Aydın, zam ayları olan Aralık, Ocak aylarında iş dünyasında ve çalışanlarda İngilizce bilgisi seviyesine dikkat çekildiğini belirtti.
Doğuş Aydın, “Yapılan Dünya çapında yapılan bir çok araştırma Yabancı Dil öğreniminin iş hayatında çok önemli gelişime yol açtığını göstermekte. Özellikle ülkemizde ve dünyada Yabancı dil denilince ilk akla gelen ise İngilizce. İçinde bulunduğumuz aydaki en önemli dönem performans değerlendirmeleri ve zamlar. Araştırmaların gösterdiği kadarıyla çalışanların İngilizce biliyor olması yaklaşık olarak %10-%15 oranında bir zam artışına yol açıyor. Bu nedenle bir çok insanda özellikle Aralık döneminde İngilizce Eğitimi alma oranı aynı oranda artış göstermekte. Hatta öğrencilerimizden ‘Yarın, bir hafta veya bir ay sonra performans değerlendirmem var İngilizcemi geliştirmede yardımcı olurmusunuz?’ tarzında yüzlerce yardım talebi şeklinde mail almaktayız. Bir gün hatta bir saat bile alınacak eğitimlerin bir şey değiştirmeyecegi düşüncesi ise tamamen yanlış. Toplum olarak çalışan kesimde özellikle ne bildiğini bilmemek veya bildiğini yetersiz görme gibi bir kendine güvensizlik olgusu yer edinmiş durumda. Bu sebepten ötürü bir saatlik eğitimlerde özellikle kişide bu bilinci oluşturmak çok büyük önem taşıyor” dedi.
“SADECE 1 SAAT PRATİĞİN ARDINDAN ZAM ALAN DA VAR”
İş dünyasında sadece İngilizce pratik sınavı öncesi 1 saat ders alarak ertesi gün zam oranını artıran örnek öğrencileri de olduğunun altını çizen İngilizce Öğretim Uzmanı Doğuş Aydın, “Mesela ders esnasında farkında olunmadan Türkçe ve İngilizce olarak ses kayıtları alınıyor ve karşılaştırma yapılıyor. İş dünyası profesyonellerin arasında özellikle sadece 1 saat içinde bile yapılan bu tarz psikolojik aktivitelerle ertesi gün zam alan bir çok örnek var. Tabii ki bunun bilincine ancak İngilizce eğitimi almış olan insanlarda oluşturabiliyoruz. Aslında kısaca is dünyasındaki insanlara ne bildiğinin farkına vardırmak kısa süreli çok ciddi verimli sonuçlar ortaya koyabiliyor”
KAMU ÇALIŞANLARINA DİL TAZMİNATI
İngilizce Öğretim Uzmanı Doğuş Aydın, kamu kurumlarında çalışanların ise da Yabancı Dil Sınavı (YDS) sınavıyla dil tazminatı alarak maaşını 19 ile 95 TL arası artırma imkanına sahip olduklarına dikkat çekerek, “YDS’den alınan puanın en az 75 olması gerekiyor ve A,B ve C olarak üç şekilde artmalı dil tazminatı almak mümkün. 5 senede bir YDS sınavına tekrar girilmediği takdirde bir alt seviyeden tazminat almanız ve C seviyesi iseniz tazminatın durdurulması mümkün oluyor” diye ekledi.

 

TÜRKÇE VE İNGİLİZCE SEVİYENİZ MERAK EDİYOR MUSUNUZ?

Yıllardır edindiğim tecrübeler gösteriyor ki İngilizce öğrenenlerin en ciddi sorunlarından biri de kendi Türkçelerinin ne kadar iyi olduklarını daha bilmeden İngilizce seviyelerinin Advanced(İleri Düzey) olacakmış beklentisi içine girmeleri.Peki bu kur sistemi veya seviyelendirme nedir?Kim neye göre alt seviyede bir dili kullanabiliyor veya kimin nasıl ileri düzeyde o dili bilip bilmediğini anlayabiliriz?Bu makalede özellikle İngilizce eğitiminde herkesin kafasını kurcalayan kur sistemini ve kişilerin dil seviyelerinin ne anlama geldiğini anlatacağım.

Kurlar tarzında seviyelendirme bizlerin dili ne ölçüde doğru ve yeterli bir şekilde kullanıp kullanmadığımızı görebilmek için oluşturulmuş ölçeklerdir.Özellikle İngilizce’deki son yıllarda yaşanan gelişmeler bu konuyla ilgili ciddi çalışmaların sonucudur.Avrupa Birliği 2001 yılında İngilizce’de seviyelendirme sürecini hızlandırmış ve seviyelendirmeyi şu şekilde oluşturmuştur.

Seviye Grubu Seviye Grubu İsmi Seviye Seviye İsmi Açıklama
A Basit Kullanıcı A1 Keşfediş veya Başlangıç(Beginner) ·         Belli günlük ifadeleri ve yapıları kullanabilir.İhtiyaçlarını giderebilir.

·         Kendini tanıtabilir ve başkalarına nerede yaşadığı,nasıl bir insan olduğu ve sahip olduğu şeylerle ilgili sorular sorabilir.

·         Eğer karşıdaki kişide yavaş konuşuyor ve yardım ediyorsa,Basit bir yolla etkileşime geçebilir.

A2 Yola Çıkış-Başlangıcın Üstü(Elementary) ·         Cümleleri ve sıklıkla kullanılan ifadeleri anlayabilir.

·         Basit ve rutin işleri anlatır tarzda iletişim kurabilir.Aşina ve rutin bilgilerle ilgili bilgi alışverişine katılabilir.

·         Altyapısına göre basit terimleri kavrayabilir ve çabuk cevap verebilme yeteneği gelişmeye başlamıştır.

B Bağımsız Kullanıcı B1 Eşik(Intermediate) ·         Ana noktaları açık bir şekilde anlayabilir.Aşina bilgilerle karşı karşıya kalındığında sıkıntı yaşamaz.

·         Basit bağlantılı cümleleri rahatlıkla kurabilir.

·         Olayları ve deneyimleri anlatabilir.Sebap ve açıklamalarıyla birlikte durum değerlendirmesi yapabilir.

B2 İlerleyiş(Upper-Intermediate) ·         Akıcılık seviyesinde ve spontane bir şekilde iletişim kurabilir.Ana dili İngilizce olanlarla iletişimde sorun yaşamaz.

·         Açık ve net metinler üretebilir.Ayrıca bir çok konunun avantaj ve dezavantajlarını anlatan durumlarla ilgili açıklamalar yapabilir.

C Usta Kullanıcı C1 Etkili Operasyonel Yeterlilik(Advanced) ·         Bir çok talebi,uzun metinleri ve kapalı bir şekilde anlatılmak istenen anlamları tanıyabilir ve anlayabilir.

·         Fikirleri akıcı bir şekilde ve hiçbir ifadeyi araştırma ihtiyacı gütmeden ifade edebilir.

·         Akademik,sosyal ve profesyonel amaçlar için dili esnek ve efektif bir şekilde kullanabilir.

·         Karışık konularla ilgili iyi yapılandırılmış,açık ve net metinler yazabilir.Uyum ve ahenk gibi metin içeriği öğelerine dikkat ederek yazabilme kabiliyetine sahip olabilir.

C2 Master veya Üstün Yeterlilik ·         Kolaylıkla ve rahatlıkla söylenen her şeyi anlayabilir ve dinleyebilir.

·         Farklı kaynaklardan bilgileri toplayabilir,bunları akıcılık kavramı içerisinde sunabilir.

·         Çok akıcı ve kusursuz bir şekilde kendini ifade edebilir.Anlamları farklı noktalarda edebi olarak kullanabilir.

Üstteki tabloda göründüğü üzere İngilizce Avrupa Birliği kriterlerine göre 6 seviyeden oluşmaktadır.A1 ve A2 seviyeler daha çok başlangıç seviyelerini ifade eder ancak kullanımsal olarak basit anlamda rahatlıkla iletişim kurabilecek noktalardır.B1 ve B2 seviyeleri ise bağımsız kullanıcıyı yani dili rahatlıkla kullanabilen genel anlamda günlük hayat İngilizcesini hatta B1’de tamamen bitmiş durumda olan kullanıcıyı ifade eder.Şöyle bir durum var ki bir çok ana dili Türkçe olan insanın Türkçesi de B2 sonudur.Eğer edebi anlamda ifadeler oluşturamıyorsa ve kompozisyon yeteneği yoksa ustaca dili kullanan diyemeyiz.Dolayısıyla İngilizce’de yabancı dil iken böyle bir seviyeyi istemek çok mantıklı ve gerekli değildir.C1 ve C2 seviyeler daha çok kişisel gelişim noktalarıdır diye tabir edebiliriz.Yani hayatınızda gerekli olan İngilizce maksimum A1,A2,B1 ve B2 noktalarıdır.Ondan sonraki süreç edebi bir dile sahip olmaktır ki bir çok Türk Türkçesi ile bu noktada değildir.

Bir çok problem yaşadığı noktalardan birisi de bu konu zaten.Size bazı sorular soracağım kendi kendinize cevaplamanız ve farkındalık yaratabilmeniz adına:

1-Okuduğunuz her TÜRKÇE kitabı tamamen anladınız mı? Anlamadığınız ve bir kenara koyduğunuz veya ikinci defa okuduğunuz kitaplar olmadı mı?

2-İzlediğiniz her TÜRKÇE filmi tamamen anladınız mı?Filmin sonunda filmin ana fikrini anlamış olabilirsiniz ama size sahne sahne bana açıkla desem açıklayabilir misiniz?

3-Biriyle TÜRKÇE konuşurken hiç anlamadığınız olmadı mı?Veya PARDON,TEKRAR EDERMİSİN gibi ifadeler kullanmadınız mı?

4-İlkokul,Ortaokul ve Lise hayatınızda Kompozisyon’dan hep 100’mü alıyordunuz?

5-ÖSS-LYS-YGS gibi sınavlardan Türkçe’den hep full doğrumu çıkarttınız?

6-TÜRKÇE her duyduğunuz veya gördüğünüz kelimenin anlamını bildiğinizi mi sanıyorsunuz?Peki o zaman YER KÜRE ne demek?Veya bana ZAMBAK bitkisini anlatabilirmisiniz?

Bu 5 sorunun cevabını aslında sorarken biliyordum:

1-ANLAMADIĞIM OLDU TABİİ Kİ

2-AÇIKLAYAMAM TABİİ Kİ

3-OLDU

4-HAYIR, ZORLANIYORDUM

5-YANLIŞLARIM ÇIKIYOR

6-SADECE DUYDUM(Bazılarınız ilgi alanına giriyorsa bilebilir tabii ki.)

Dolayısıyla siz C2 Türkçe bilen bir insan değilsiniz.Böyle bir durumda olmak gerekli de değil ki.Peki İngilizce kurslarının ticari yalanlarına kanıp neden 5-6 kurluk eğitim alıp kendimizi o seviyeye getirebileceğimizi ve gerekli olduğunu düşünüyoruz.Hayatınız için gelmeniz gereken seviye maksimum B2 sonudur.Hatta benim öğrencilerimden A1 ve A2 bitirip yurtdışında işlerini tek başına tamamen halledebilen,ithalat-ihracat yapabilen bir çok öğrencim mevcuttur.Önemli olan öğrendiğiniz her bilgiyi kullanabilmektir unutmayınız.Dilin yapısı şöyledir.

BİLGİ KISMI:     GRAMMAR(Dilbilgisi)                 VOCABULARY(KELİME)

UYGULAMA        READING                    LISTENING                    WRITING                              SPEAKING

(Okuduğunu Anlama)        (Dinlediğini Anlama)            (Yazma)                              (Konuşma)

Türkiye’deki sistemde ne yazık ki bizler okullarda ağırlıklı olarak dilbilgisi profesörleri olarak yetiştiriliyoruz.Ancak bu bilgi kısmını yani dilbilgisi veya kelime bilgilerini kullanmaya geldimi kullanamıyoruz.İşte en büyük sıkıntı burada.Ne seviye bitirirseniz bitirin eğer DİL EDİNİM süreciniz gerçekleşmemişse sadece kelimeyi gördüğünüzde bilirsiniz ama konuşurken kelime aklınıza gelmez,yazarken aklınıza gelmez ve dinlediğiniz kelimeyi bilseniz dahi anlayamazsınız.Dolayısıyla sözlük ve grammar kitabı alarak İngilizce öğreneceğinizi zannetmeyin ve bu yanılgıya düşüp zamanınızı harcayanlardan olmayın.A2 seviyeyi bitirip Çin’de ithalat yapan öğrenciminde farkı buydu.Fransa’ya gidip fuara katılan B1 seviye öğrencimin de.Her ikisi de İngilizce bildiği bütün kelimeleri ve dilbilgisi yapılarını kullanabiliyorlardı.Siz de Yabancı Dil Eğitiminiz boyunca buna dikkat edin ve lütfen kendinize güvenip ne öğrenmeniz gerektiğini iyi bilin.

   DOĞUŞ AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

İŞ İNGİLİZCESİ (BUSINESS ENGLISH) NEDİR?

    İş İngilizcesini anlatmadan önce bu konuyu daha iyi anlamanızı sağlayacak dille ilgili bazı bilgiler vermek isterim.Dil,içinde bulunduğu içerik ile anlam kazanır.Yani bir metin olur.Yoksa sadece bir cümle düzeyinde kalır.İçeriğe sahip olmadan bir çocuğa ‘Hadi biraz İngilizce konuş’ dersek çocuk neyle ilgili konuşacağını bilmediği için metin oluşturamaz.Çünkü konuşmanın öncesi,sonrası ve metnin nedeni yoktur.Dolayısıyla dilde bir metni tek başına değerlendirmemiz yanlış olacaktır.Shared Values ve Shared Knowledge dediğimiz paylaşılan değerler ve paylaşılan bilgiler olmadan içerik oluşmaz ve içerik oluşmadan metin bir anlam ifade etmez.Metinde belirsizlik olur.Buradan gelmek istediğim nokta şu ki İş İngilizcesi öğrenerek dil yönünüzü iş terimleriyle geliştirmek isterseniz mutlaka iş dünyasında olmanız gerekmektedir.Aksi takdirde bu terimler size tamamen yabancı olacak ve ortak değerlerinize ve bilgilerinize aykırı olduğu için öğrenimi çok zorlaşacaktır.Çünkü Business English yani İş İngilizcesi eğitimi verirken bizler aslında iş dünyasını da tanıtmış oluyoruz.Konularımız hep ‘Business’ oluyor.Konuşma konularımız,dinleme metinlerimiz,okuma parçalarımız ve yazma aktivitelerimizi tamamen İş Dünyası ile ilgili oluşturuyoruz.Siz bu dünyayla ilgili hiçbir bilgiye ve temele sahip değilseniz İngilizce noktasını öğrenebilir ancak edinemezsiniz.Bu da kısa sürede unutmanıza ve uygulayamamanıza sebep olur.

İş dünyasından olmayıp da İş İngilizcesi öğrenmeye meyillenen bir kişinin ikinci problemi de motivasyon ve güdüleme sıkıntısı olacaktır.Sadece dersten derse kullanılan bir İngilizce unutulmaya dünden razı bir İngilizce’dir.Lütfen İngilizce’yi öğrenip hayatınızda kullanacaksanız öğrenmeye başlayın.30 sene sonra kullanacağım veya benim hobim diyerek İngilizce öğrenimine başlamayın.Neden derseniz siz de motivasyon ve güdülenme eksik olacağından büyük ihtimalle yapacağınız bu işten zevk almayacaksınız.İş Dünyasından değilseniz ve bu öğrendiklerinizi kullanamayacaksanız ayrı sorunla karşı karşıyasınız demektir.Bu bilgileri nerede kullanacaksınız?Bu terimler ne işinize yarayacak? Sorularının cevaplarını tam olarak veremiyorsanız lütfen biraz daha bu eğitimi askıya alın.Unutmayın ki önemli olan her eğitimde efektifliktir.Bu tarz bir eğitim efektif olmaz.

İş İngilizcesi(Business English) nedir?

-Artık bu soruyu cevaplamanın zamanı geldi.İş İngilizcesi eğitiminde baştan sona İş hayatında kullanılan terimler edindirilir.Bu konularla ilgili metinler okutulur ve yapılar öğretilir.Bu metinlerle ilgili dil edindirme aktiviteleri yapılır.Bu edindirme sistemleri sonucunda konuşmalar iş hayatıyla ilgili geçer.Üretici yetenekler olan konuşma ve yazma tamamen İş dünyası konuları üzerinedir.Yalnız şöyle bir şey var ki bu farklı bir İngilizce değildir.Seviyelendirme mantığında siz eğer ‘Think’ fiilini bilmiyorsanız biraz daha business bir terim olan ‘Discuss’ kelimesini öğrenemezsiniz.A1 ve A2 seviyelerinin de her ne kadar Business English eğitimleri olsa da ben B1-B2 ve C1-C2 eğitimleri üzerine İş İngilizcesi eğitimi alınmasından yanayım.Çünkü günlük hayatta konuşulan dil genel anlamda aynıdır.İş terimleri çok içerisine girmez.Herkes aynı kelimeleri kullanarak farklı temadaki konuları anlatmaya çalışır.

Unutmamanız gereken ikinci bir konuda bir dilin öğretiminde ikinci bilgi kısmı olan Dilbilgisi’nin kesinlikle İş İngilizcesi veya Genel İngilizce diye tabir edilemeyeceğidir.Böyle bir farklılık yoktur.Dilbilgisi yapıları aynıdır.

Kısaca yetenekler bazında geliştirme sağlanıp sizin İş dünyasıyla ilgili de ufkunuzu açan bir eğitimdir.Finans,insan kaynakları,bilişim,yönetim,satış ve pazarlama gibi bir çok iş dünyası koluyla ilgili ön bilgiyi de aynı anda sağlamaktadır.

Eğitmen konusunda ticari ve iş dünyasıyla ilgili tecrübesi olan bir ilkokul İngilizce öğretmeni bu alanda başarılı olamayacaktır.Dolayısıyla lütfen bu konuda eğitmen seçiminizde İş dünyasıyla alakası olup olduğuna ve tabii ki en önemlisi İngilizce öğretebilecek yetide olup olmadığına dikkat ediniz.

Kendiniz eğitim almadan da bu noktanızı geliştirmeniz mümkündür.Günümüzde İş Dünyasıyla ilgili bir çok materyal bulunmaktadır.Özellikle işinizle ilgili makaleleri okuyarak ve dinleyerek bu konuda kendinizi geliştirebilirsiniz de.Ama lütfen bu işi sadece bir sözlük alarak ve o sözlükten kelimeleri bakarak sürdürmeyin.Unutmayın ki dil,kelime ve dilbilgisi yapılarını uygulayabildiğiniz sürece bir anlam oluşturur.Aksi takdirde kendinize bir dilin matematiğini öğretir ve hiçbir şekilde iletişim kuramazsınız.

Sizde İş İngilizcesi Özel Dersleriyle ilgili iletişime geçmek isterseniz Ücretsiz Demo(Deneme) dersi için lütfen alttaki bağlantıdan sonra açılacak olan İletişim Formu ile bizlere ulaşınız veya direkt telefonla da arayabilirsiniz.

Saygılarımla,

Doğuş AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

+90537 478 46 89

2400 METRE ÇOCUKLAR TEOG VE LYS KOŞUSU-TÜRKİYE VELİEFENDİ OKULLARI

23d697b31e9a65a26f22f47d160b97b4

Koşuya katılacak çocukların tamamı hazır. Beyaz bayrak havada, start verildi ve Türkiye’de 1.koşu başladı. Koşuya katılan çocukların tamamı kötü bir başlangıç yaptılar ve jokeylerini hüsrana uğrattılar.Sol kulvardan biraz hareketlenen 8 numaralı Ahmet 1 boy kadar önde liderliğini sürdürüyor.İlk metreler geçilirken dış kulvardan yaptığı ataklarla 5 numaralı Ayşe liderliği aldı.Hemen içinden 2 numaralı Ali ona eşlik ediyor.Bu ikilinin dışından gelen 12 numaralı Melda üçüncülükte kaldı ve onu da 2 boy kadar arkasında olan 10 numaralı Esra takip ediyor.3 boy kadar geride bariyer dibinde 1 numaralı Akif yer almakta.Son 100 metreye gelinirken iç kulvara yakın 7 numaralı Mert koşunun liderliğini ele geçiriyor ve farkı da 3 boya kadar çıkarıyor.Son düzlük geçilirken dışarıdan 12 numaralı Melda ve 2 numaralı Ali geliyor.Mert mi Melda mı buna varış hakemleri karar verecek. (www.dogusaydin.com)

Çocuk yetiştirmekte son dönemde anne ve babaların at yarışı oynamak gibi bir hobisi olsa gerek! Çocuklar bakılıyor, büyütülüyor ve besleniyor ve sonunda onlardan teog ve lys sınavlarında açık ara farkla diğer çocukları geçmesi bekleniyor. Çok heyecan verici ve etkileyici gibi gözüküyor. Anne ve babaların çocukken bu kadar at yarışı izlediğini ve jokey olmak istediğini tahmin edemezdim açıkçası. Gerçekten hayal dünyası ciddi oranda yaratıcı bir toplumuz.(www.dogusaydin.com)

Evde anne ve babaların diğer anne ve baba arkadaşlarına hava atma aracı haline getirdikleri çocuklarının başarısı gelecek jenerasyonların en büyük başarısızlığı olacak kimse farkında değil.Eğer sorulsaydı dünyaya hiçbir çocuk bir anne veya babanın kendi çocukluğunda gerçekleştiremediklerini gerçekleştirmek için bir yarış atı olarak gelmeyi kabul etmezdi diye düşünüyorum.(www.dogusaydin.com)

Şimdi bu kadar eleştirdiysek biraz da örneklerle canlandırmak gerekir. Çoğu ebeveyn bu özelliklere sahip olsa da kendini bu özelliklere sahip olmayan tarafa koyacaktır nasıl olsa. Bu yazıyı okurken ah şu anne ve babalar ne kadar da acımasızlar çocuklarına karşı diyeceklerdir. Ama inanın ki bu dönencenin içinde hepimiz bu hataya düşüyoruz. Nasıl mı?

İlkokul 2.sınıf öğrencisi Fatih’e de diğer sınıf arkadaşları gibi öğretmeni tarafından kibritten bir ev yapma ödevi verilir. Tabii Fatih daha 7 yaşındadır ve el becerileri gelişmemiştir. Ayrıca Fatih galiba biraz da diğer arkadaşlarına göre el becerilerinde beceriksizdir. Eğitimde hem fizyolojik hem de psikolojik olgunlaşma açısından Fatih’ten kibritten inşaat firmaları için satış ofisinde sergilenecek projenin maketini beklemek mantıksız olur herhalde. Fatih’in anne ve babası da aynen benim gibi düşünmüşlerdir ki Fatih onlardan ev için yardım istediğinde direkt karşı çıkmış ve Fatih’in kendisine verilmiş bir ödev olduğunu ve kendisinin yapması gerektiğini düşünmüşlerdir. Fatih’te ağlaya ağlaya ödevini yapmaya başlamıştır. Çocuk haklı tabii başına gelecekleri biliyor sonuçta. Fatih, o gün ödevini bitirmiş ve 20 veya 30 yaşında bir insandan beklenmeyecek derecede kötü bir ev yapmıştır!(www.dogusaydin.com)

Ertesi gün olmuş Fatih mutlu bir şekilde kalkmış ve okula gitmiştir. İlk derste Fatih’in çok sevdiği öğretmeni onlardan kibritten yaptıkları evleri göstermelerini istemiştir. Herkes sırasının üstüne çıkarmış ve sınıf olmuştur inşaat firması proje satış ofisi. Hem de 30’a yakın projesi olan ciddi büyük bir firma. Yani TOKİ’den üst düzey bir yönetici gelse ülkemizin geleceğiyle gurur duyar o derece! Arkadaşları Fatih’in yaptığı evi görünce başlamışlardır dalga geçmeye. Öğretmeni de Fatih’i yaptığı ödevden ötürü azarlamıştır. Öğretmenlerin de iyi bir jokey danışmanı olduğunu hatırlatmak lazım. O gün eve gidene kadar Fatih büyük bir güven kaybı ve onuru kırılmış çocuk portresi çizmiştir. Hayatı boyunca el işlerinden nefret eden, ileride belki evlendiğinde evde bir musluk bozulsa onu bile yapmaktan korkan, kendine olan güveni sarsılmış bir birey olmuştur. Çünkü çocuklar o ödevde yarışmamış ebeveynler yarışmıştır. Ebeveynler kendi egolarını tatmin etmiş ve kendi çocuklarının ödevi üzerinden başkalarına kimlik atmışlardır. Öğretmende desteklemiş ve kendi sınıfındaki öğrencilerinin yaptıklarını gururlu bir şekilde sınıfın çeşitli yerlerine koymuştur diğer öğretmenler ve müdür görsün diye. Topluca Veliefendi okulları açılmıştır. Herhalde sloganı da bu okulun şöyle olurdu:’VELİEFENDİ ile Veliler bu yarışta bir boy ileride’

Bu kadar yazdık belki bazı insanların beyninde ışıklar yanmasına neden olmuşsak biraz tavsiye vermesek de olmaz. Sevgili anne ve babalar lütfen çocuklarınızı sevin. Sadece sevin ki onlar okullarında başarılı olamasalar da bir gün başarılı olacağı dalı bulmasına sizin sevginiz onları yönlendirsin. Çocuklarınızdan yaptıklarınız karşılığında sorumluluk duygusu bekleyin. Sorumluluk sahibi olsunlar ki her ne yaparlarsa yapsınlar doğru yapmayı hedeflesinler. Karnelerinde 5’ler, takdirler beklemeyin. Geldiğinde sadece sevinin. Bunlara kendinizi odaklamayın. Siz doktor olamadıysanız genleriniz benzerdir zaten bilin ki o çocuktan da olamayabilir. Olacaksa ve bunu yapabilecek kapasitesi varsa destekleyin ama yoksa yapabileceği şeyi arayın.

EN İYİ EBEVEYN NE ZAMAN OLURUZ?

-Çocuğumuzun hayatta iyi yapabildiği sadece 1 şeyi bulduğumuzda ve onu desteklediğimizde!

  DOĞUŞ AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

+90537 478 46 89