Doğuş Aydın- İngilizce Öğretmeni

Buradan başla

İKİDİLLİLİK, ALZHEIMER’I 5 YIL ERTELİYOR

İkidilli olmanın, çağımızın hastalıklarından Bunama ve Alzheimer’da ortalama belirtilerin görülme süresini 5 yıl geciktirdiği tespit edildi.

Duke Üniversitesi Bryan Alzheimer Merkezi tarafından yapılan araştırmalarda, iki dile sahip olmanın Alzheimer hastalığına yatkın olan kişilerde hastalık durumunu yaklaşık olarak 5 yıl kadar ertelediği tespit edildi. Alzheimer Merkezi Direktörü Kathleen Welsh-Bohmer, “2025 yılına kadar Alzheimer Hastalığını Önleme ve Tedavilerin Geliştirilmesi” isimli araştırmasında ikinci bir dil öğrenmenin genetik faktörlü Alzheimer hastalığının belirtilerinin görülmesini geciktirdiğine dikkat çekti.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren İngilizce Öğretim Uzmanı Doğuş Aydın, Bu durum aslında şu şekilde özetlenebilir; Bir başka dil eğitimi almanın beyin motor fonksiyonlarında yarattığı aktivitenin bunama rahatsızlığı üzerindeki etkisi, en etkili ve en yeni ilaçlar ile elde edilecek etkilerden çok daha yüksektir. İkidillilik ve bunama üzerine Hindistan’da demans tedavisi gören 648 kişinin katılımıyla yapılan bir araştırmada, ikidilli olan 391 kişide, tek dil konuşan hastalara göre ortalama 4,5 yıl daha geç demans sendromları görüldü. Araştırmalar, bir başka dil eğitimi almanın muhteşem psikolojik yararları olduğunu gösteriyor. Ortaya çıkan bu yararlar, yurt dışında pek çok işlemi yapabilmeniz ve pek çok insanla iletişim kurabilmeniz anlamına geliyor. Beyinde bulunan dil merkezi, başarılı geçen dil eğitiminin bir neticesi olarak gelişiyor ve büyüyor. Siz ne kadar etkili bir şekilde ikinci ya da üçüncü bir dil öğrenirseniz beyninizin bu önemli kısımları da eş zamanlı olarak iyi bir şekilde gelişiyor ve başarılı sonuçlar elde edebiliyorsunuz” diye ekledi.

Doğuş Aydın İngilizce Özel Ders Sistemi ile Kanal D İrfan Değirmenci ile Günaydın’da

https://www.youtube.com/embed/c5rVFB_t_ig“>http://

TÜRKÇE VE İNGİLİZCE SEVİYENİZ MERAK EDİYOR MUSUNUZ?

Yıllardır edindiğim tecrübeler gösteriyor ki İngilizce öğrenenlerin en ciddi sorunlarından biri de kendi Türkçelerinin ne kadar iyi olduklarını daha bilmeden İngilizce seviyelerinin Advanced(İleri Düzey) olacakmış beklentisi içine girmeleri.Peki bu kur sistemi veya seviyelendirme nedir?Kim neye göre alt seviyede bir dili kullanabiliyor veya kimin nasıl ileri düzeyde o dili bilip bilmediğini anlayabiliriz?Bu makalede özellikle İngilizce eğitiminde herkesin kafasını kurcalayan kur sistemini ve kişilerin dil seviyelerinin ne anlama geldiğini anlatacağım.

Kurlar tarzında seviyelendirme bizlerin dili ne ölçüde doğru ve yeterli bir şekilde kullanıp kullanmadığımızı görebilmek için oluşturulmuş ölçeklerdir.Özellikle İngilizce’deki son yıllarda yaşanan gelişmeler bu konuyla ilgili ciddi çalışmaların sonucudur.Avrupa Birliği 2001 yılında İngilizce’de seviyelendirme sürecini hızlandırmış ve seviyelendirmeyi şu şekilde oluşturmuştur.

Seviye Grubu Seviye Grubu İsmi Seviye Seviye İsmi Açıklama
A Basit Kullanıcı A1 Keşfediş veya Başlangıç(Beginner) ·         Belli günlük ifadeleri ve yapıları kullanabilir.İhtiyaçlarını giderebilir.

·         Kendini tanıtabilir ve başkalarına nerede yaşadığı,nasıl bir insan olduğu ve sahip olduğu şeylerle ilgili sorular sorabilir.

·         Eğer karşıdaki kişide yavaş konuşuyor ve yardım ediyorsa,Basit bir yolla etkileşime geçebilir.

A2 Yola Çıkış-Başlangıcın Üstü(Elementary) ·         Cümleleri ve sıklıkla kullanılan ifadeleri anlayabilir.

·         Basit ve rutin işleri anlatır tarzda iletişim kurabilir.Aşina ve rutin bilgilerle ilgili bilgi alışverişine katılabilir.

·         Altyapısına göre basit terimleri kavrayabilir ve çabuk cevap verebilme yeteneği gelişmeye başlamıştır.

B Bağımsız Kullanıcı B1 Eşik(Intermediate) ·         Ana noktaları açık bir şekilde anlayabilir.Aşina bilgilerle karşı karşıya kalındığında sıkıntı yaşamaz.

·         Basit bağlantılı cümleleri rahatlıkla kurabilir.

·         Olayları ve deneyimleri anlatabilir.Sebap ve açıklamalarıyla birlikte durum değerlendirmesi yapabilir.

B2 İlerleyiş(Upper-Intermediate) ·         Akıcılık seviyesinde ve spontane bir şekilde iletişim kurabilir.Ana dili İngilizce olanlarla iletişimde sorun yaşamaz.

·         Açık ve net metinler üretebilir.Ayrıca bir çok konunun avantaj ve dezavantajlarını anlatan durumlarla ilgili açıklamalar yapabilir.

C Usta Kullanıcı C1 Etkili Operasyonel Yeterlilik(Advanced) ·         Bir çok talebi,uzun metinleri ve kapalı bir şekilde anlatılmak istenen anlamları tanıyabilir ve anlayabilir.

·         Fikirleri akıcı bir şekilde ve hiçbir ifadeyi araştırma ihtiyacı gütmeden ifade edebilir.

·         Akademik,sosyal ve profesyonel amaçlar için dili esnek ve efektif bir şekilde kullanabilir.

·         Karışık konularla ilgili iyi yapılandırılmış,açık ve net metinler yazabilir.Uyum ve ahenk gibi metin içeriği öğelerine dikkat ederek yazabilme kabiliyetine sahip olabilir.

C2 Master veya Üstün Yeterlilik ·         Kolaylıkla ve rahatlıkla söylenen her şeyi anlayabilir ve dinleyebilir.

·         Farklı kaynaklardan bilgileri toplayabilir,bunları akıcılık kavramı içerisinde sunabilir.

·         Çok akıcı ve kusursuz bir şekilde kendini ifade edebilir.Anlamları farklı noktalarda edebi olarak kullanabilir.

Üstteki tabloda göründüğü üzere İngilizce Avrupa Birliği kriterlerine göre 6 seviyeden oluşmaktadır.A1 ve A2 seviyeler daha çok başlangıç seviyelerini ifade eder ancak kullanımsal olarak basit anlamda rahatlıkla iletişim kurabilecek noktalardır.B1 ve B2 seviyeleri ise bağımsız kullanıcıyı yani dili rahatlıkla kullanabilen genel anlamda günlük hayat İngilizcesini hatta B1’de tamamen bitmiş durumda olan kullanıcıyı ifade eder.Şöyle bir durum var ki bir çok ana dili Türkçe olan insanın Türkçesi de B2 sonudur.Eğer edebi anlamda ifadeler oluşturamıyorsa ve kompozisyon yeteneği yoksa ustaca dili kullanan diyemeyiz.Dolayısıyla İngilizce’de yabancı dil iken böyle bir seviyeyi istemek çok mantıklı ve gerekli değildir.C1 ve C2 seviyeler daha çok kişisel gelişim noktalarıdır diye tabir edebiliriz.Yani hayatınızda gerekli olan İngilizce maksimum A1,A2,B1 ve B2 noktalarıdır.Ondan sonraki süreç edebi bir dile sahip olmaktır ki bir çok Türk Türkçesi ile bu noktada değildir.

Bir çok problem yaşadığı noktalardan birisi de bu konu zaten.Size bazı sorular soracağım kendi kendinize cevaplamanız ve farkındalık yaratabilmeniz adına:

1-Okuduğunuz her TÜRKÇE kitabı tamamen anladınız mı? Anlamadığınız ve bir kenara koyduğunuz veya ikinci defa okuduğunuz kitaplar olmadı mı?

2-İzlediğiniz her TÜRKÇE filmi tamamen anladınız mı?Filmin sonunda filmin ana fikrini anlamış olabilirsiniz ama size sahne sahne bana açıkla desem açıklayabilir misiniz?

3-Biriyle TÜRKÇE konuşurken hiç anlamadığınız olmadı mı?Veya PARDON,TEKRAR EDERMİSİN gibi ifadeler kullanmadınız mı?

4-İlkokul,Ortaokul ve Lise hayatınızda Kompozisyon’dan hep 100’mü alıyordunuz?

5-ÖSS-LYS-YGS gibi sınavlardan Türkçe’den hep full doğrumu çıkarttınız?

6-TÜRKÇE her duyduğunuz veya gördüğünüz kelimenin anlamını bildiğinizi mi sanıyorsunuz?Peki o zaman YER KÜRE ne demek?Veya bana ZAMBAK bitkisini anlatabilirmisiniz?

Bu 5 sorunun cevabını aslında sorarken biliyordum:

1-ANLAMADIĞIM OLDU TABİİ Kİ

2-AÇIKLAYAMAM TABİİ Kİ

3-OLDU

4-HAYIR, ZORLANIYORDUM

5-YANLIŞLARIM ÇIKIYOR

6-SADECE DUYDUM(Bazılarınız ilgi alanına giriyorsa bilebilir tabii ki.)

Dolayısıyla siz C2 Türkçe bilen bir insan değilsiniz.Böyle bir durumda olmak gerekli de değil ki.Peki İngilizce kurslarının ticari yalanlarına kanıp neden 5-6 kurluk eğitim alıp kendimizi o seviyeye getirebileceğimizi ve gerekli olduğunu düşünüyoruz.Hayatınız için gelmeniz gereken seviye maksimum B2 sonudur.Hatta benim öğrencilerimden A1 ve A2 bitirip yurtdışında işlerini tek başına tamamen halledebilen,ithalat-ihracat yapabilen bir çok öğrencim mevcuttur.Önemli olan öğrendiğiniz her bilgiyi kullanabilmektir unutmayınız.Dilin yapısı şöyledir.

BİLGİ KISMI:     GRAMMAR(Dilbilgisi)                 VOCABULARY(KELİME)

UYGULAMA        READING                    LISTENING                    WRITING                              SPEAKING

(Okuduğunu Anlama)        (Dinlediğini Anlama)            (Yazma)                              (Konuşma)

Türkiye’deki sistemde ne yazık ki bizler okullarda ağırlıklı olarak dilbilgisi profesörleri olarak yetiştiriliyoruz.Ancak bu bilgi kısmını yani dilbilgisi veya kelime bilgilerini kullanmaya geldimi kullanamıyoruz.İşte en büyük sıkıntı burada.Ne seviye bitirirseniz bitirin eğer DİL EDİNİM süreciniz gerçekleşmemişse sadece kelimeyi gördüğünüzde bilirsiniz ama konuşurken kelime aklınıza gelmez,yazarken aklınıza gelmez ve dinlediğiniz kelimeyi bilseniz dahi anlayamazsınız.Dolayısıyla sözlük ve grammar kitabı alarak İngilizce öğreneceğinizi zannetmeyin ve bu yanılgıya düşüp zamanınızı harcayanlardan olmayın.A2 seviyeyi bitirip Çin’de ithalat yapan öğrenciminde farkı buydu.Fransa’ya gidip fuara katılan B1 seviye öğrencimin de.Her ikisi de İngilizce bildiği bütün kelimeleri ve dilbilgisi yapılarını kullanabiliyorlardı.Siz de Yabancı Dil Eğitiminiz boyunca buna dikkat edin ve lütfen kendinize güvenip ne öğrenmeniz gerektiğini iyi bilin.

   DOĞUŞ AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

İŞ İNGİLİZCESİ (BUSINESS ENGLISH) NEDİR?

    İş İngilizcesini anlatmadan önce bu konuyu daha iyi anlamanızı sağlayacak dille ilgili bazı bilgiler vermek isterim.Dil,içinde bulunduğu içerik ile anlam kazanır.Yani bir metin olur.Yoksa sadece bir cümle düzeyinde kalır.İçeriğe sahip olmadan bir çocuğa ‘Hadi biraz İngilizce konuş’ dersek çocuk neyle ilgili konuşacağını bilmediği için metin oluşturamaz.Çünkü konuşmanın öncesi,sonrası ve metnin nedeni yoktur.Dolayısıyla dilde bir metni tek başına değerlendirmemiz yanlış olacaktır.Shared Values ve Shared Knowledge dediğimiz paylaşılan değerler ve paylaşılan bilgiler olmadan içerik oluşmaz ve içerik oluşmadan metin bir anlam ifade etmez.Metinde belirsizlik olur.Buradan gelmek istediğim nokta şu ki İş İngilizcesi öğrenerek dil yönünüzü iş terimleriyle geliştirmek isterseniz mutlaka iş dünyasında olmanız gerekmektedir.Aksi takdirde bu terimler size tamamen yabancı olacak ve ortak değerlerinize ve bilgilerinize aykırı olduğu için öğrenimi çok zorlaşacaktır.Çünkü Business English yani İş İngilizcesi eğitimi verirken bizler aslında iş dünyasını da tanıtmış oluyoruz.Konularımız hep ‘Business’ oluyor.Konuşma konularımız,dinleme metinlerimiz,okuma parçalarımız ve yazma aktivitelerimizi tamamen İş Dünyası ile ilgili oluşturuyoruz.Siz bu dünyayla ilgili hiçbir bilgiye ve temele sahip değilseniz İngilizce noktasını öğrenebilir ancak edinemezsiniz.Bu da kısa sürede unutmanıza ve uygulayamamanıza sebep olur.

İş dünyasından olmayıp da İş İngilizcesi öğrenmeye meyillenen bir kişinin ikinci problemi de motivasyon ve güdüleme sıkıntısı olacaktır.Sadece dersten derse kullanılan bir İngilizce unutulmaya dünden razı bir İngilizce’dir.Lütfen İngilizce’yi öğrenip hayatınızda kullanacaksanız öğrenmeye başlayın.30 sene sonra kullanacağım veya benim hobim diyerek İngilizce öğrenimine başlamayın.Neden derseniz siz de motivasyon ve güdülenme eksik olacağından büyük ihtimalle yapacağınız bu işten zevk almayacaksınız.İş Dünyasından değilseniz ve bu öğrendiklerinizi kullanamayacaksanız ayrı sorunla karşı karşıyasınız demektir.Bu bilgileri nerede kullanacaksınız?Bu terimler ne işinize yarayacak? Sorularının cevaplarını tam olarak veremiyorsanız lütfen biraz daha bu eğitimi askıya alın.Unutmayın ki önemli olan her eğitimde efektifliktir.Bu tarz bir eğitim efektif olmaz.

İş İngilizcesi(Business English) nedir?

-Artık bu soruyu cevaplamanın zamanı geldi.İş İngilizcesi eğitiminde baştan sona İş hayatında kullanılan terimler edindirilir.Bu konularla ilgili metinler okutulur ve yapılar öğretilir.Bu metinlerle ilgili dil edindirme aktiviteleri yapılır.Bu edindirme sistemleri sonucunda konuşmalar iş hayatıyla ilgili geçer.Üretici yetenekler olan konuşma ve yazma tamamen İş dünyası konuları üzerinedir.Yalnız şöyle bir şey var ki bu farklı bir İngilizce değildir.Seviyelendirme mantığında siz eğer ‘Think’ fiilini bilmiyorsanız biraz daha business bir terim olan ‘Discuss’ kelimesini öğrenemezsiniz.A1 ve A2 seviyelerinin de her ne kadar Business English eğitimleri olsa da ben B1-B2 ve C1-C2 eğitimleri üzerine İş İngilizcesi eğitimi alınmasından yanayım.Çünkü günlük hayatta konuşulan dil genel anlamda aynıdır.İş terimleri çok içerisine girmez.Herkes aynı kelimeleri kullanarak farklı temadaki konuları anlatmaya çalışır.

Unutmamanız gereken ikinci bir konuda bir dilin öğretiminde ikinci bilgi kısmı olan Dilbilgisi’nin kesinlikle İş İngilizcesi veya Genel İngilizce diye tabir edilemeyeceğidir.Böyle bir farklılık yoktur.Dilbilgisi yapıları aynıdır.

Kısaca yetenekler bazında geliştirme sağlanıp sizin İş dünyasıyla ilgili de ufkunuzu açan bir eğitimdir.Finans,insan kaynakları,bilişim,yönetim,satış ve pazarlama gibi bir çok iş dünyası koluyla ilgili ön bilgiyi de aynı anda sağlamaktadır.

Eğitmen konusunda ticari ve iş dünyasıyla ilgili tecrübesi olan bir ilkokul İngilizce öğretmeni bu alanda başarılı olamayacaktır.Dolayısıyla lütfen bu konuda eğitmen seçiminizde İş dünyasıyla alakası olup olduğuna ve tabii ki en önemlisi İngilizce öğretebilecek yetide olup olmadığına dikkat ediniz.

Kendiniz eğitim almadan da bu noktanızı geliştirmeniz mümkündür.Günümüzde İş Dünyasıyla ilgili bir çok materyal bulunmaktadır.Özellikle işinizle ilgili makaleleri okuyarak ve dinleyerek bu konuda kendinizi geliştirebilirsiniz de.Ama lütfen bu işi sadece bir sözlük alarak ve o sözlükten kelimeleri bakarak sürdürmeyin.Unutmayın ki dil,kelime ve dilbilgisi yapılarını uygulayabildiğiniz sürece bir anlam oluşturur.Aksi takdirde kendinize bir dilin matematiğini öğretir ve hiçbir şekilde iletişim kuramazsınız.

Sizde İş İngilizcesi Özel Dersleriyle ilgili iletişime geçmek isterseniz Ücretsiz Demo(Deneme) dersi için lütfen alttaki bağlantıdan sonra açılacak olan İletişim Formu ile bizlere ulaşınız veya direkt telefonla da arayabilirsiniz.

Saygılarımla,

Doğuş AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

+90537 478 46 89

TOEFL NEDİR VE TOEFL ÖZEL DERS NASIL FAYDA SAĞLAR

    TOEFL yani Test of English as a Foreign Language, kar amacı gütmeyen bir Amerikan Eğitim Kuruluşu olan ETS tarafından bütün dünyada insanların İngilizce seviyelerini derecelendirmeye yarayan internet bazlı olan sınav hizmetidir.2006’dan beri uygulanmakta olan TOEFL IBT sınavı bir internet üzerinden yapılan sınav haline getirmiştir.TOEFL PBT ise kağıt üzerinde yılın sadece belli dönemlerinde yapılan sınavı ifade eder.Amerikalı ETS(Eğitim Test Hizmetleri) kurumu tarafından yapılması da gösteriyordur ki TOEFL bir Amerikan İngilizcesini ölçmeye yarayan sınavdır.TOEFL Sınavı sizin üniversite seviyesinde akademik anlamda İngilizce seviyenizi anlamaya ve ölçmeye yarar.TOEFL sınavının ilk oluşturma amacı olan üniversitelere öğrenci alımında gerekli İngilizce puanının hesaplanması durumu sınavın bu altyapıda oluşturulmasına olanak sağlamıştır.130 ülkede 9.000’den fazla acente,okul ve üniversite bu sınavı kabul etmektedir.

Ülkemizde bir çok TOEFL Sınav Merkezinde yaklaşık on beş günde bir olmak üzere her dönem sınav uygulanmaktadır. Sınav ücreti 185 dolardır. Sınavlara test merkezlerinde oluşturulan internet bazlı bilgisayarlar aracılığıyla girersiniz. TOEFL Sınavı,Listening(Dinlediğini Anlama),Reading(Okuduğunu Anlama),Writing(Yazma) ve Speaking(Konuşma) olmak üzere 4 ana İngilizce uygulama alanlarını içerir.Bu sınavın içerisinde Kelime ve Grammar bilgisi tabii ki bulunmaktadır ancak ayrı olarak soru şeklinde sorulmamaktadır.Bu da sınavın ne kadar doğru ve İngilizce’yi gerçekten ölçen bir sınav olduğunu göstermektedir. Sınav 0-120 puan arasında değerlendirilir. Sınavdan ortalama 70-85 arası alan öğrenciler yurtdışında bir üniversiteye seçilebilir veya yurtiçindeki üniversitelerin Proficiency (Yeterlilik) sınavlarına girmeye gerek kalmadan bölüme geçebilir ve hazırlık okumalarına gerek bırakmayabilirler.Ayrıca günümüzde bir çok kurum da kişilerin işe alımında TOEFL,IELTS gibi sınav sonuçlarını görmek isteyebilmektedir.Sınav içeriğini kısaca alttaki tablo ile özetleyebiliriz:

Bölüm Zaman Sınırı Sorular Görevler
Reading(Okuduğunu Anlama) 60–80 dakika 36–56 soru Akademik metinlerden 3 veya 4 bölüm okuma ve soruları cevaplama
Listening(Dinlediğini Anlama) 60–90 dakika 34–51 soru Üniversite derslerini,sınıf tartışmalarını ve ikili konuşma diyaloglarını dinleme ve soruları cevaplama
SINAV ARASI 10 dk.
Speaking(Konuşma) 20 dakika 6 görev Bilindik bir konu üzerinde fikrini ifade etme,bir okuma parçası veya dinleme metni üzerine konuşma
Writing(Yazma) 50 dk. 2 görev Okuma parçası ve dinleme metni üzerine bir cevap metni yazma ve ikinci metinde bir fikri destekleyen yazı yazma

Her bir bölüm 0-30 puan arasında değerlendirilir.Her bölümden alınan puanlar toplanarak 120 üzerinden kişinin puanı belirlenmiş olur.Puan türlerinde 0-14 arası genel anlamda yetersizliği veya sınırlı İngilizce seviyesini ifade ederken 14-21 arası orta derece İngilizce bilgisini ve üstü ise ciddi İngilizce bilgisini ifade etmektedir.

Peki en önemli konuya gelirsek yani TOEFL’a nasıl hazırlanılır sorusuna cevap ararsak nasıl bir sonuca ulaşabiliriz.TOEFL uygulama ağırlıklı bir sınav olduğu için sadece Grammar ve Kelime çalışarak bir sonuca varamayız.Özellikle öğreneceğimiz veya önceden öğrendiğimiz dilbilgisi yapılarını ve kelimeleri mutlaka dinlemeye,okumaya,yazmaya ve konuşmaya entegre etmeliyiz.Zaten sınav da bu entegrasyon sistemini desteklemekte ve ülkemizdeki trajikomik dil eğitiminin tam tersini gözler önüne sermektedir.TOEFL sınavı ne yazık ki bir çok öğretmenimizin ne kadar yanlış bir eğitim verdiğini göstermektedir.Halen Türkiye’de uygulanmakta olan İngilizce eğitimi yaklaşımı Grammar-Translation Method yani Dilbilgisi-Çeviri metodudur.TOEFL bu hatasının farkına 2006 yılında vardı gerçekten İngilizce bilgisini ölçecek TOEFL IBT sınav sistemini geliştirdi ancak ne yazık ki bizde halen bir değişim söz konusu değil.Sınava hazırlanırken öğrendiğimiz yapıları ve kelimeleri bize uygulatmamızı sağlayacak metinler okumalı ve dinlemeli ve o yapıları kullanacağımız yazılar yazmalı ve o yapılarla veya kelimelerle konuşmaya çalışmalıyız.Ancak bu şekilde eğitim bizi TOEFL sınavında sonuca ulaştırabilir.Ancak TOEFL sınavının zor olan noktası ise yardımsız gerçekten zorlanılacağıdır.Kendi kendinize çalışmayı yine de düşünürseniz Longman ve Kaplan gibi yayınevlerinin TOEFL kitaplarını almanızı öneririm.

Peki TOEFL Özel Ders nasıl bir katkı sağlayacaktır sizlere? Şöyle ki benim özel ders anlayışıma göre kişilerin zeka tipine ve psikolojik durumlarına göre eğitim makbuldur.Bu da TOEFL sınavına hazırlanırken ciddi bir avantaj sağlamaktadır.Sizin zorlanacağınız noktalarınızı eğitime başlamadan önce sonuca ulaştırmış olmuş oluruz.Ayrıca seviyeniz her ne olursa olsun TOEFL Sınavından 85-90 puanını bulabilmeniz mümkündür ancak tabii ki o seviyeye gelmek sıfırsanız ciddi bir zaman alacaktır.TOEFL’dan yeterli skoru alabileceğiniz seviyede iseniz sadece TOEFL sınavına yönelik kısa bir teknik eğitimden geçmeniz ve soru tiplerine bakış açısı kazanmanız o sınavdan yeterli puanı almanız için yeterli olacaktır.Gerçekten bütün yetenekler açısından yani Listening,Reading,Writing ve Speaking açısından Upper-Intermediate seviyede iseniz 40-50 saatlik bir özel ders ile 70-85 civarı puan alabilmeniz çok rahat olacaktır.Ancak alt seviyelerdeyseniz Elementary,Pre-Intermediate ve Intermediate gibi 3 seviyenin her biri için ortalama 100 saatlik bir TOEFL Özel Ders eğitimi almanız gerekecektir.Bu derslerin saatlerinin kısaması ya da uzaması sizin çalışma temponuza bağlı olarak değişecektir.Şu iddiamı belirtmek isterim ki:’HERKESE İNGİLİZCE ÖĞRETEBİLİRİM,HERKESİ TOEFL VS. SINAVLARDAN GEÇİREBİLİRİM ANCAK HERKESİ AYNI SAATTE AYNI HEDEFE ULAŞTIRAMAM.’ Eğitim sistemimdeki açıklamalarından daha detaylı bilgiye de ulaşabilirsiniz.

Sizde TOEFL Özel Derslerle ilgili iletişime geçmek isterseniz Ücretsiz Demo(Deneme) dersi için lütfen alttaki bağlantıdan sonra açılacak olan İletişim Formu ile bizlere ulaşınız.

http://www.dogusaydin.com/Iletisim

Saygılarımla,

Doğuş AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

İNGİLİZCE ÖZEL DERS

slider5

Düşünüyorum, araştırıyorum ve yıllarca tecrübe ediyorum. Sonunda bazı sonuçlara varıyorum. Bu iş eski sistemlerle olmuyor. Kurumlar insanların sonuçlara ulaşmasında etkili olamıyor. Hatta daha da ileri giderek bu kurumların benim bu bilgiyi kullanımıma negatif etki ettiğini anlıyorum. Peki neden bu böyle devam ediyor? Neden böyle devam etmek zorunda? Bu sorular kafamı kurcalıyor. Sonuca ulaştığımı sanıyorken aslında sonucun bile karmakarışık bir örgü içinde olduğunu fark ediyorum. Sonuçta bir şey kesin ki bu sistem hüsranlarla dolu.

İkinci aşamada ise artık neden sorusunun cevabını bulamasam da buradan çıkarttığım bir sonuç var ki o da bu iş böyle olmaz. Benim bir çözüm bulmam lazım. Çözümsüzlüğün çözümünün olmayacağını düşünemiyorum. Yine düşünüyorum, araştırıyorum ve tecrübe ediyorum.  Sonuç şu: Bu sistemle ha öyle ha böyle bir şey değişmez!

Yani demek istediğim şu ki ha İngilizce kursuna gitmişsiniz ha İngilizce özel ders almışsınız. Sonucu etkileyen faktör olan öğretmen kötüyse ve eğitim sistemini kurgulayamamışsa çözüm aramayın, çünkü çözüme ulaşamayacaksınız. İngilizce özel derste alsanız bir şey değişmeyecektir.

Şimdi çözümü önermiş olduk. Yani doğru öğretmenle doğru eğitim sizi ancak çözüme ulaştıracaktır. Bu çözümü nasıl sağlayabilirim diye soracak olursanız şöyle bir cevap alabilirsiniz: ‘Maddi gücün el veriyorsa tabii ki özel ders.’ Çünkü daha pahalı bir eğitimden söz ediyoruz. Ancak zeka tipiniz el veriyor ve öğrenme zorluklarınız yoksa ve de çalışkansanız o zaman kursa giderseniz de (tabii ki doğru öğretmenle doğru eğitim koşuluyla) İngilizce öğrenebilirsiniz. Özel ders denen sistem birebir olmakta ve kişiye özel bir eğitim modeli oluşturulmaktadır. Bu sistemde öncelik sizsiniz. Grup dersinde ise öncelik belli saatte kişilerin genelinde ulaşılması hedeflenir. Dolayısıyla özel ders kişiye özel yapısıyla tamamen kişinin öğrenip öğrenemediğine göre şekillendirilir. Kişinin nasıl öğrendiğine göre şekillendirilir ve kişinin psikolojisine göre şekillendirilir.Özel dersin üzerinde durduğu üç ana etmen şunlardır:

  1. Zeka tipi(İşitsel,analitik,görsel,kinestetik,dilsel vs.) yoğunlukları
  2. Psikolojik durum
  3. Kişinin Ders Çalışma Temposu

Bu etmenler grup dersinde yoktur. Grup dersi daha çok teacher-based yani öğretmen odaklıdır. Öğrenen öğrenci öğrenir modeli benimsenir.Hele hele hem seviye hem de zeka tipi açısından homojen bir sınıf yaratılamamışsa grup eğitimi çöker,iflas eder.Sonuç hüsran olabilir.

Bir de özel dersin kişiye kazandırdığı zaman vardır.Bir grup dersinde 2 saatte geldiğiniz noktaya özel derste 20 dakika da ulaşabilirsiniz.En önemli özelliği de bu 2 saatin verimiyle 20 dakikanın verimi de bir değildir.2 Saatte ulaşılan nokta sadece o 2 saatte ulaşılması hedeflenen noktadır.Öğrencilerin o noktaya ulaşıp ulaşmadığı %100 denetlenemeyebilir ancak özel derste o öğrencinin nereye vardığıyla ilgilidir saatler.Ne kadar ekmek o kadar köfte misali bir sistem geçerlidir özel derste!

İngilizce Özel Dersin en önemli özelliği ise bence pratik yapabilme verimliliğidir.Dil ne yazık ki çoğu İngilizce öğretmeni tarafından Matematik dersi gibi sadece dilbilgisi formülleri ile öğretilen bir eğitim içeriği gibi düşünülse de aslında dil pratik yapılarak elimizde var olan bilginin yeteneklerle(okuduğunu anlama,konuşma,yazma ve dinleme) entegre edilerek pratikte uygulanma işidir.Dolayısıyla İngilizce Özel Derste bu pratik kolayca sağlanabilir.Öğrenci bol bol İngilizce konuşur,bol bol İngilizce dinleme aktivitelerinde ders içinde bulunabilir,bol bol yazabilir ve okuyabilir.2 saat tamamen o öğrencinin kullanımındadır.Ancak grup dersinde 2 saat yani 120 dakika 10 kişi bölünür.Hele bir de iyi değilseniz bu yetenekler konusunda o zaman bazı kişilere fazla süre düşerken siz hiç İngilizce’yi kullanmakla da uğraşmassınız.Dolayısıyla 5-15 dakika arası bir süre size ayrılır.Konuşma ve yazma prodüksiyonunda bulunamayacağınız ve dinleme,okuma aktivitelerinde yer alamayacağınız için dili kullanım oranınız çok düşük olur.Sadece yığınla kullanılamayan bilgiler öğrenirsiniz.

Kısaca özetlemek gerekirse eğer imkanınız varsa doğru eğitmenden doğru eğitim tarzıyla İngilizce Özel Ders alın.Yoksa da lütfen doğru eğitim tarzını sunan İngilizce kurslarından bu konuda yardım isteyin.

İngilizce Özel Dersteki İhtiyacın Doğuş AYDIN ile Ücretsiz Demo(Deneme) Dersi İçin

www.dogusaydin.com/Iletisim

                       

2400 METRE ÇOCUKLAR TEOG VE LYS KOŞUSU-TÜRKİYE VELİEFENDİ OKULLARI

23d697b31e9a65a26f22f47d160b97b4

Koşuya katılacak çocukların tamamı hazır. Beyaz bayrak havada, start verildi ve Türkiye’de 1.koşu başladı. Koşuya katılan çocukların tamamı kötü bir başlangıç yaptılar ve jokeylerini hüsrana uğrattılar.Sol kulvardan biraz hareketlenen 8 numaralı Ahmet 1 boy kadar önde liderliğini sürdürüyor.İlk metreler geçilirken dış kulvardan yaptığı ataklarla 5 numaralı Ayşe liderliği aldı.Hemen içinden 2 numaralı Ali ona eşlik ediyor.Bu ikilinin dışından gelen 12 numaralı Melda üçüncülükte kaldı ve onu da 2 boy kadar arkasında olan 10 numaralı Esra takip ediyor.3 boy kadar geride bariyer dibinde 1 numaralı Akif yer almakta.Son 100 metreye gelinirken iç kulvara yakın 7 numaralı Mert koşunun liderliğini ele geçiriyor ve farkı da 3 boya kadar çıkarıyor.Son düzlük geçilirken dışarıdan 12 numaralı Melda ve 2 numaralı Ali geliyor.Mert mi Melda mı buna varış hakemleri karar verecek. (www.dogusaydin.com)

Çocuk yetiştirmekte son dönemde anne ve babaların at yarışı oynamak gibi bir hobisi olsa gerek! Çocuklar bakılıyor, büyütülüyor ve besleniyor ve sonunda onlardan teog ve lys sınavlarında açık ara farkla diğer çocukları geçmesi bekleniyor. Çok heyecan verici ve etkileyici gibi gözüküyor. Anne ve babaların çocukken bu kadar at yarışı izlediğini ve jokey olmak istediğini tahmin edemezdim açıkçası. Gerçekten hayal dünyası ciddi oranda yaratıcı bir toplumuz.(www.dogusaydin.com)

Evde anne ve babaların diğer anne ve baba arkadaşlarına hava atma aracı haline getirdikleri çocuklarının başarısı gelecek jenerasyonların en büyük başarısızlığı olacak kimse farkında değil.Eğer sorulsaydı dünyaya hiçbir çocuk bir anne veya babanın kendi çocukluğunda gerçekleştiremediklerini gerçekleştirmek için bir yarış atı olarak gelmeyi kabul etmezdi diye düşünüyorum.(www.dogusaydin.com)

Şimdi bu kadar eleştirdiysek biraz da örneklerle canlandırmak gerekir. Çoğu ebeveyn bu özelliklere sahip olsa da kendini bu özelliklere sahip olmayan tarafa koyacaktır nasıl olsa. Bu yazıyı okurken ah şu anne ve babalar ne kadar da acımasızlar çocuklarına karşı diyeceklerdir. Ama inanın ki bu dönencenin içinde hepimiz bu hataya düşüyoruz. Nasıl mı?

İlkokul 2.sınıf öğrencisi Fatih’e de diğer sınıf arkadaşları gibi öğretmeni tarafından kibritten bir ev yapma ödevi verilir. Tabii Fatih daha 7 yaşındadır ve el becerileri gelişmemiştir. Ayrıca Fatih galiba biraz da diğer arkadaşlarına göre el becerilerinde beceriksizdir. Eğitimde hem fizyolojik hem de psikolojik olgunlaşma açısından Fatih’ten kibritten inşaat firmaları için satış ofisinde sergilenecek projenin maketini beklemek mantıksız olur herhalde. Fatih’in anne ve babası da aynen benim gibi düşünmüşlerdir ki Fatih onlardan ev için yardım istediğinde direkt karşı çıkmış ve Fatih’in kendisine verilmiş bir ödev olduğunu ve kendisinin yapması gerektiğini düşünmüşlerdir. Fatih’te ağlaya ağlaya ödevini yapmaya başlamıştır. Çocuk haklı tabii başına gelecekleri biliyor sonuçta. Fatih, o gün ödevini bitirmiş ve 20 veya 30 yaşında bir insandan beklenmeyecek derecede kötü bir ev yapmıştır!(www.dogusaydin.com)

Ertesi gün olmuş Fatih mutlu bir şekilde kalkmış ve okula gitmiştir. İlk derste Fatih’in çok sevdiği öğretmeni onlardan kibritten yaptıkları evleri göstermelerini istemiştir. Herkes sırasının üstüne çıkarmış ve sınıf olmuştur inşaat firması proje satış ofisi. Hem de 30’a yakın projesi olan ciddi büyük bir firma. Yani TOKİ’den üst düzey bir yönetici gelse ülkemizin geleceğiyle gurur duyar o derece! Arkadaşları Fatih’in yaptığı evi görünce başlamışlardır dalga geçmeye. Öğretmeni de Fatih’i yaptığı ödevden ötürü azarlamıştır. Öğretmenlerin de iyi bir jokey danışmanı olduğunu hatırlatmak lazım. O gün eve gidene kadar Fatih büyük bir güven kaybı ve onuru kırılmış çocuk portresi çizmiştir. Hayatı boyunca el işlerinden nefret eden, ileride belki evlendiğinde evde bir musluk bozulsa onu bile yapmaktan korkan, kendine olan güveni sarsılmış bir birey olmuştur. Çünkü çocuklar o ödevde yarışmamış ebeveynler yarışmıştır. Ebeveynler kendi egolarını tatmin etmiş ve kendi çocuklarının ödevi üzerinden başkalarına kimlik atmışlardır. Öğretmende desteklemiş ve kendi sınıfındaki öğrencilerinin yaptıklarını gururlu bir şekilde sınıfın çeşitli yerlerine koymuştur diğer öğretmenler ve müdür görsün diye. Topluca Veliefendi okulları açılmıştır. Herhalde sloganı da bu okulun şöyle olurdu:’VELİEFENDİ ile Veliler bu yarışta bir boy ileride’

Bu kadar yazdık belki bazı insanların beyninde ışıklar yanmasına neden olmuşsak biraz tavsiye vermesek de olmaz. Sevgili anne ve babalar lütfen çocuklarınızı sevin. Sadece sevin ki onlar okullarında başarılı olamasalar da bir gün başarılı olacağı dalı bulmasına sizin sevginiz onları yönlendirsin. Çocuklarınızdan yaptıklarınız karşılığında sorumluluk duygusu bekleyin. Sorumluluk sahibi olsunlar ki her ne yaparlarsa yapsınlar doğru yapmayı hedeflesinler. Karnelerinde 5’ler, takdirler beklemeyin. Geldiğinde sadece sevinin. Bunlara kendinizi odaklamayın. Siz doktor olamadıysanız genleriniz benzerdir zaten bilin ki o çocuktan da olamayabilir. Olacaksa ve bunu yapabilecek kapasitesi varsa destekleyin ama yoksa yapabileceği şeyi arayın.

EN İYİ EBEVEYN NE ZAMAN OLURUZ?

-Çocuğumuzun hayatta iyi yapabildiği sadece 1 şeyi bulduğumuzda ve onu desteklediğimizde!

  DOĞUŞ AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

+90537 478 46 89