Doğuş Aydın

Buradan başla

TÜRKÇE VE İNGİLİZCE SEVİYENİZ MERAK EDİYOR MUSUNUZ?

Yıllardır edindiğim tecrübeler gösteriyor ki İngilizce öğrenenlerin en ciddi sorunlarından biri de kendi Türkçelerinin ne kadar iyi olduklarını daha bilmeden İngilizce seviyelerinin Advanced(İleri Düzey) olacakmış beklentisi içine girmeleri.Peki bu kur sistemi veya seviyelendirme nedir?Kim neye göre alt seviyede bir dili kullanabiliyor veya kimin nasıl ileri düzeyde o dili bilip bilmediğini anlayabiliriz?Bu makalede özellikle İngilizce eğitiminde herkesin kafasını kurcalayan kur sistemini ve kişilerin dil seviyelerinin ne anlama geldiğini anlatacağım.

Kurlar tarzında seviyelendirme bizlerin dili ne ölçüde doğru ve yeterli bir şekilde kullanıp kullanmadığımızı görebilmek için oluşturulmuş ölçeklerdir.Özellikle İngilizce’deki son yıllarda yaşanan gelişmeler bu konuyla ilgili ciddi çalışmaların sonucudur.Avrupa Birliği 2001 yılında İngilizce’de seviyelendirme sürecini hızlandırmış ve seviyelendirmeyi şu şekilde oluşturmuştur.

Seviye Grubu Seviye Grubu İsmi Seviye Seviye İsmi Açıklama
A Basit Kullanıcı A1 Keşfediş veya Başlangıç(Beginner) ·         Belli günlük ifadeleri ve yapıları kullanabilir.İhtiyaçlarını giderebilir.

·         Kendini tanıtabilir ve başkalarına nerede yaşadığı,nasıl bir insan olduğu ve sahip olduğu şeylerle ilgili sorular sorabilir.

·         Eğer karşıdaki kişide yavaş konuşuyor ve yardım ediyorsa,Basit bir yolla etkileşime geçebilir.

A2 Yola Çıkış-Başlangıcın Üstü(Elementary) ·         Cümleleri ve sıklıkla kullanılan ifadeleri anlayabilir.

·         Basit ve rutin işleri anlatır tarzda iletişim kurabilir.Aşina ve rutin bilgilerle ilgili bilgi alışverişine katılabilir.

·         Altyapısına göre basit terimleri kavrayabilir ve çabuk cevap verebilme yeteneği gelişmeye başlamıştır.

B Bağımsız Kullanıcı B1 Eşik(Intermediate) ·         Ana noktaları açık bir şekilde anlayabilir.Aşina bilgilerle karşı karşıya kalındığında sıkıntı yaşamaz.

·         Basit bağlantılı cümleleri rahatlıkla kurabilir.

·         Olayları ve deneyimleri anlatabilir.Sebap ve açıklamalarıyla birlikte durum değerlendirmesi yapabilir.

B2 İlerleyiş(Upper-Intermediate) ·         Akıcılık seviyesinde ve spontane bir şekilde iletişim kurabilir.Ana dili İngilizce olanlarla iletişimde sorun yaşamaz.

·         Açık ve net metinler üretebilir.Ayrıca bir çok konunun avantaj ve dezavantajlarını anlatan durumlarla ilgili açıklamalar yapabilir.

C Usta Kullanıcı C1 Etkili Operasyonel Yeterlilik(Advanced) ·         Bir çok talebi,uzun metinleri ve kapalı bir şekilde anlatılmak istenen anlamları tanıyabilir ve anlayabilir.

·         Fikirleri akıcı bir şekilde ve hiçbir ifadeyi araştırma ihtiyacı gütmeden ifade edebilir.

·         Akademik,sosyal ve profesyonel amaçlar için dili esnek ve efektif bir şekilde kullanabilir.

·         Karışık konularla ilgili iyi yapılandırılmış,açık ve net metinler yazabilir.Uyum ve ahenk gibi metin içeriği öğelerine dikkat ederek yazabilme kabiliyetine sahip olabilir.

C2 Master veya Üstün Yeterlilik ·         Kolaylıkla ve rahatlıkla söylenen her şeyi anlayabilir ve dinleyebilir.

·         Farklı kaynaklardan bilgileri toplayabilir,bunları akıcılık kavramı içerisinde sunabilir.

·         Çok akıcı ve kusursuz bir şekilde kendini ifade edebilir.Anlamları farklı noktalarda edebi olarak kullanabilir.

Üstteki tabloda göründüğü üzere İngilizce Avrupa Birliği kriterlerine göre 6 seviyeden oluşmaktadır.A1 ve A2 seviyeler daha çok başlangıç seviyelerini ifade eder ancak kullanımsal olarak basit anlamda rahatlıkla iletişim kurabilecek noktalardır.B1 ve B2 seviyeleri ise bağımsız kullanıcıyı yani dili rahatlıkla kullanabilen genel anlamda günlük hayat İngilizcesini hatta B1’de tamamen bitmiş durumda olan kullanıcıyı ifade eder.Şöyle bir durum var ki bir çok ana dili Türkçe olan insanın Türkçesi de B2 sonudur.Eğer edebi anlamda ifadeler oluşturamıyorsa ve kompozisyon yeteneği yoksa ustaca dili kullanan diyemeyiz.Dolayısıyla İngilizce’de yabancı dil iken böyle bir seviyeyi istemek çok mantıklı ve gerekli değildir.C1 ve C2 seviyeler daha çok kişisel gelişim noktalarıdır diye tabir edebiliriz.Yani hayatınızda gerekli olan İngilizce maksimum A1,A2,B1 ve B2 noktalarıdır.Ondan sonraki süreç edebi bir dile sahip olmaktır ki bir çok Türk Türkçesi ile bu noktada değildir.

Bir çok problem yaşadığı noktalardan birisi de bu konu zaten.Size bazı sorular soracağım kendi kendinize cevaplamanız ve farkındalık yaratabilmeniz adına:

1-Okuduğunuz her TÜRKÇE kitabı tamamen anladınız mı? Anlamadığınız ve bir kenara koyduğunuz veya ikinci defa okuduğunuz kitaplar olmadı mı?

2-İzlediğiniz her TÜRKÇE filmi tamamen anladınız mı?Filmin sonunda filmin ana fikrini anlamış olabilirsiniz ama size sahne sahne bana açıkla desem açıklayabilir misiniz?

3-Biriyle TÜRKÇE konuşurken hiç anlamadığınız olmadı mı?Veya PARDON,TEKRAR EDERMİSİN gibi ifadeler kullanmadınız mı?

4-İlkokul,Ortaokul ve Lise hayatınızda Kompozisyon’dan hep 100’mü alıyordunuz?

5-ÖSS-LYS-YGS gibi sınavlardan Türkçe’den hep full doğrumu çıkarttınız?

6-TÜRKÇE her duyduğunuz veya gördüğünüz kelimenin anlamını bildiğinizi mi sanıyorsunuz?Peki o zaman YER KÜRE ne demek?Veya bana ZAMBAK bitkisini anlatabilirmisiniz?

Bu 5 sorunun cevabını aslında sorarken biliyordum:

1-ANLAMADIĞIM OLDU TABİİ Kİ

2-AÇIKLAYAMAM TABİİ Kİ

3-OLDU

4-HAYIR, ZORLANIYORDUM

5-YANLIŞLARIM ÇIKIYOR

6-SADECE DUYDUM(Bazılarınız ilgi alanına giriyorsa bilebilir tabii ki.)

Dolayısıyla siz C2 Türkçe bilen bir insan değilsiniz.Böyle bir durumda olmak gerekli de değil ki.Peki İngilizce kurslarının ticari yalanlarına kanıp neden 5-6 kurluk eğitim alıp kendimizi o seviyeye getirebileceğimizi ve gerekli olduğunu düşünüyoruz.Hayatınız için gelmeniz gereken seviye maksimum B2 sonudur.Hatta benim öğrencilerimden A1 ve A2 bitirip yurtdışında işlerini tek başına tamamen halledebilen,ithalat-ihracat yapabilen bir çok öğrencim mevcuttur.Önemli olan öğrendiğiniz her bilgiyi kullanabilmektir unutmayınız.Dilin yapısı şöyledir.

BİLGİ KISMI:     GRAMMAR(Dilbilgisi)                 VOCABULARY(KELİME)

UYGULAMA        READING                    LISTENING                    WRITING                              SPEAKING

(Okuduğunu Anlama)        (Dinlediğini Anlama)            (Yazma)                              (Konuşma)

Türkiye’deki sistemde ne yazık ki bizler okullarda ağırlıklı olarak dilbilgisi profesörleri olarak yetiştiriliyoruz.Ancak bu bilgi kısmını yani dilbilgisi veya kelime bilgilerini kullanmaya geldimi kullanamıyoruz.İşte en büyük sıkıntı burada.Ne seviye bitirirseniz bitirin eğer DİL EDİNİM süreciniz gerçekleşmemişse sadece kelimeyi gördüğünüzde bilirsiniz ama konuşurken kelime aklınıza gelmez,yazarken aklınıza gelmez ve dinlediğiniz kelimeyi bilseniz dahi anlayamazsınız.Dolayısıyla sözlük ve grammar kitabı alarak İngilizce öğreneceğinizi zannetmeyin ve bu yanılgıya düşüp zamanınızı harcayanlardan olmayın.A2 seviyeyi bitirip Çin’de ithalat yapan öğrenciminde farkı buydu.Fransa’ya gidip fuara katılan B1 seviye öğrencimin de.Her ikisi de İngilizce bildiği bütün kelimeleri ve dilbilgisi yapılarını kullanabiliyorlardı.Siz de Yabancı Dil Eğitiminiz boyunca buna dikkat edin ve lütfen kendinize güvenip ne öğrenmeniz gerektiğini iyi bilin.

   DOĞUŞ AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

Reklamlar

İŞ İNGİLİZCESİ (BUSINESS ENGLISH) NEDİR?

    İş İngilizcesini anlatmadan önce bu konuyu daha iyi anlamanızı sağlayacak dille ilgili bazı bilgiler vermek isterim.Dil,içinde bulunduğu içerik ile anlam kazanır.Yani bir metin olur.Yoksa sadece bir cümle düzeyinde kalır.İçeriğe sahip olmadan bir çocuğa ‘Hadi biraz İngilizce konuş’ dersek çocuk neyle ilgili konuşacağını bilmediği için metin oluşturamaz.Çünkü konuşmanın öncesi,sonrası ve metnin nedeni yoktur.Dolayısıyla dilde bir metni tek başına değerlendirmemiz yanlış olacaktır.Shared Values ve Shared Knowledge dediğimiz paylaşılan değerler ve paylaşılan bilgiler olmadan içerik oluşmaz ve içerik oluşmadan metin bir anlam ifade etmez.Metinde belirsizlik olur.Buradan gelmek istediğim nokta şu ki İş İngilizcesi öğrenerek dil yönünüzü iş terimleriyle geliştirmek isterseniz mutlaka iş dünyasında olmanız gerekmektedir.Aksi takdirde bu terimler size tamamen yabancı olacak ve ortak değerlerinize ve bilgilerinize aykırı olduğu için öğrenimi çok zorlaşacaktır.Çünkü Business English yani İş İngilizcesi eğitimi verirken bizler aslında iş dünyasını da tanıtmış oluyoruz.Konularımız hep ‘Business’ oluyor.Konuşma konularımız,dinleme metinlerimiz,okuma parçalarımız ve yazma aktivitelerimizi tamamen İş Dünyası ile ilgili oluşturuyoruz.Siz bu dünyayla ilgili hiçbir bilgiye ve temele sahip değilseniz İngilizce noktasını öğrenebilir ancak edinemezsiniz.Bu da kısa sürede unutmanıza ve uygulayamamanıza sebep olur.

İş dünyasından olmayıp da İş İngilizcesi öğrenmeye meyillenen bir kişinin ikinci problemi de motivasyon ve güdüleme sıkıntısı olacaktır.Sadece dersten derse kullanılan bir İngilizce unutulmaya dünden razı bir İngilizce’dir.Lütfen İngilizce’yi öğrenip hayatınızda kullanacaksanız öğrenmeye başlayın.30 sene sonra kullanacağım veya benim hobim diyerek İngilizce öğrenimine başlamayın.Neden derseniz siz de motivasyon ve güdülenme eksik olacağından büyük ihtimalle yapacağınız bu işten zevk almayacaksınız.İş Dünyasından değilseniz ve bu öğrendiklerinizi kullanamayacaksanız ayrı sorunla karşı karşıyasınız demektir.Bu bilgileri nerede kullanacaksınız?Bu terimler ne işinize yarayacak? Sorularının cevaplarını tam olarak veremiyorsanız lütfen biraz daha bu eğitimi askıya alın.Unutmayın ki önemli olan her eğitimde efektifliktir.Bu tarz bir eğitim efektif olmaz.

İş İngilizcesi(Business English) nedir?

-Artık bu soruyu cevaplamanın zamanı geldi.İş İngilizcesi eğitiminde baştan sona İş hayatında kullanılan terimler edindirilir.Bu konularla ilgili metinler okutulur ve yapılar öğretilir.Bu metinlerle ilgili dil edindirme aktiviteleri yapılır.Bu edindirme sistemleri sonucunda konuşmalar iş hayatıyla ilgili geçer.Üretici yetenekler olan konuşma ve yazma tamamen İş dünyası konuları üzerinedir.Yalnız şöyle bir şey var ki bu farklı bir İngilizce değildir.Seviyelendirme mantığında siz eğer ‘Think’ fiilini bilmiyorsanız biraz daha business bir terim olan ‘Discuss’ kelimesini öğrenemezsiniz.A1 ve A2 seviyelerinin de her ne kadar Business English eğitimleri olsa da ben B1-B2 ve C1-C2 eğitimleri üzerine İş İngilizcesi eğitimi alınmasından yanayım.Çünkü günlük hayatta konuşulan dil genel anlamda aynıdır.İş terimleri çok içerisine girmez.Herkes aynı kelimeleri kullanarak farklı temadaki konuları anlatmaya çalışır.

Unutmamanız gereken ikinci bir konuda bir dilin öğretiminde ikinci bilgi kısmı olan Dilbilgisi’nin kesinlikle İş İngilizcesi veya Genel İngilizce diye tabir edilemeyeceğidir.Böyle bir farklılık yoktur.Dilbilgisi yapıları aynıdır.

Kısaca yetenekler bazında geliştirme sağlanıp sizin İş dünyasıyla ilgili de ufkunuzu açan bir eğitimdir.Finans,insan kaynakları,bilişim,yönetim,satış ve pazarlama gibi bir çok iş dünyası koluyla ilgili ön bilgiyi de aynı anda sağlamaktadır.

Eğitmen konusunda ticari ve iş dünyasıyla ilgili tecrübesi olan bir ilkokul İngilizce öğretmeni bu alanda başarılı olamayacaktır.Dolayısıyla lütfen bu konuda eğitmen seçiminizde İş dünyasıyla alakası olup olduğuna ve tabii ki en önemlisi İngilizce öğretebilecek yetide olup olmadığına dikkat ediniz.

Kendiniz eğitim almadan da bu noktanızı geliştirmeniz mümkündür.Günümüzde İş Dünyasıyla ilgili bir çok materyal bulunmaktadır.Özellikle işinizle ilgili makaleleri okuyarak ve dinleyerek bu konuda kendinizi geliştirebilirsiniz de.Ama lütfen bu işi sadece bir sözlük alarak ve o sözlükten kelimeleri bakarak sürdürmeyin.Unutmayın ki dil,kelime ve dilbilgisi yapılarını uygulayabildiğiniz sürece bir anlam oluşturur.Aksi takdirde kendinize bir dilin matematiğini öğretir ve hiçbir şekilde iletişim kuramazsınız.

Sizde İş İngilizcesi Özel Dersleriyle ilgili iletişime geçmek isterseniz Ücretsiz Demo(Deneme) dersi için lütfen alttaki bağlantıdan sonra açılacak olan İletişim Formu ile bizlere ulaşınız veya direkt telefonla da arayabilirsiniz.

Saygılarımla,

Doğuş AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

+90537 478 46 89

TOEFL NEDİR VE TOEFL ÖZEL DERS NASIL FAYDA SAĞLAR

    TOEFL yani Test of English as a Foreign Language, kar amacı gütmeyen bir Amerikan Eğitim Kuruluşu olan ETS tarafından bütün dünyada insanların İngilizce seviyelerini derecelendirmeye yarayan internet bazlı olan sınav hizmetidir.2006’dan beri uygulanmakta olan TOEFL IBT sınavı bir internet üzerinden yapılan sınav haline getirmiştir.TOEFL PBT ise kağıt üzerinde yılın sadece belli dönemlerinde yapılan sınavı ifade eder.Amerikalı ETS(Eğitim Test Hizmetleri) kurumu tarafından yapılması da gösteriyordur ki TOEFL bir Amerikan İngilizcesini ölçmeye yarayan sınavdır.TOEFL Sınavı sizin üniversite seviyesinde akademik anlamda İngilizce seviyenizi anlamaya ve ölçmeye yarar.TOEFL sınavının ilk oluşturma amacı olan üniversitelere öğrenci alımında gerekli İngilizce puanının hesaplanması durumu sınavın bu altyapıda oluşturulmasına olanak sağlamıştır.130 ülkede 9.000’den fazla acente,okul ve üniversite bu sınavı kabul etmektedir.

Ülkemizde bir çok TOEFL Sınav Merkezinde yaklaşık on beş günde bir olmak üzere her dönem sınav uygulanmaktadır. Sınav ücreti 185 dolardır. Sınavlara test merkezlerinde oluşturulan internet bazlı bilgisayarlar aracılığıyla girersiniz. TOEFL Sınavı,Listening(Dinlediğini Anlama),Reading(Okuduğunu Anlama),Writing(Yazma) ve Speaking(Konuşma) olmak üzere 4 ana İngilizce uygulama alanlarını içerir.Bu sınavın içerisinde Kelime ve Grammar bilgisi tabii ki bulunmaktadır ancak ayrı olarak soru şeklinde sorulmamaktadır.Bu da sınavın ne kadar doğru ve İngilizce’yi gerçekten ölçen bir sınav olduğunu göstermektedir. Sınav 0-120 puan arasında değerlendirilir. Sınavdan ortalama 70-85 arası alan öğrenciler yurtdışında bir üniversiteye seçilebilir veya yurtiçindeki üniversitelerin Proficiency (Yeterlilik) sınavlarına girmeye gerek kalmadan bölüme geçebilir ve hazırlık okumalarına gerek bırakmayabilirler.Ayrıca günümüzde bir çok kurum da kişilerin işe alımında TOEFL,IELTS gibi sınav sonuçlarını görmek isteyebilmektedir.Sınav içeriğini kısaca alttaki tablo ile özetleyebiliriz:

Bölüm Zaman Sınırı Sorular Görevler
Reading(Okuduğunu Anlama) 60–80 dakika 36–56 soru Akademik metinlerden 3 veya 4 bölüm okuma ve soruları cevaplama
Listening(Dinlediğini Anlama) 60–90 dakika 34–51 soru Üniversite derslerini,sınıf tartışmalarını ve ikili konuşma diyaloglarını dinleme ve soruları cevaplama
SINAV ARASI 10 dk.
Speaking(Konuşma) 20 dakika 6 görev Bilindik bir konu üzerinde fikrini ifade etme,bir okuma parçası veya dinleme metni üzerine konuşma
Writing(Yazma) 50 dk. 2 görev Okuma parçası ve dinleme metni üzerine bir cevap metni yazma ve ikinci metinde bir fikri destekleyen yazı yazma

Her bir bölüm 0-30 puan arasında değerlendirilir.Her bölümden alınan puanlar toplanarak 120 üzerinden kişinin puanı belirlenmiş olur.Puan türlerinde 0-14 arası genel anlamda yetersizliği veya sınırlı İngilizce seviyesini ifade ederken 14-21 arası orta derece İngilizce bilgisini ve üstü ise ciddi İngilizce bilgisini ifade etmektedir.

Peki en önemli konuya gelirsek yani TOEFL’a nasıl hazırlanılır sorusuna cevap ararsak nasıl bir sonuca ulaşabiliriz.TOEFL uygulama ağırlıklı bir sınav olduğu için sadece Grammar ve Kelime çalışarak bir sonuca varamayız.Özellikle öğreneceğimiz veya önceden öğrendiğimiz dilbilgisi yapılarını ve kelimeleri mutlaka dinlemeye,okumaya,yazmaya ve konuşmaya entegre etmeliyiz.Zaten sınav da bu entegrasyon sistemini desteklemekte ve ülkemizdeki trajikomik dil eğitiminin tam tersini gözler önüne sermektedir.TOEFL sınavı ne yazık ki bir çok öğretmenimizin ne kadar yanlış bir eğitim verdiğini göstermektedir.Halen Türkiye’de uygulanmakta olan İngilizce eğitimi yaklaşımı Grammar-Translation Method yani Dilbilgisi-Çeviri metodudur.TOEFL bu hatasının farkına 2006 yılında vardı gerçekten İngilizce bilgisini ölçecek TOEFL IBT sınav sistemini geliştirdi ancak ne yazık ki bizde halen bir değişim söz konusu değil.Sınava hazırlanırken öğrendiğimiz yapıları ve kelimeleri bize uygulatmamızı sağlayacak metinler okumalı ve dinlemeli ve o yapıları kullanacağımız yazılar yazmalı ve o yapılarla veya kelimelerle konuşmaya çalışmalıyız.Ancak bu şekilde eğitim bizi TOEFL sınavında sonuca ulaştırabilir.Ancak TOEFL sınavının zor olan noktası ise yardımsız gerçekten zorlanılacağıdır.Kendi kendinize çalışmayı yine de düşünürseniz Longman ve Kaplan gibi yayınevlerinin TOEFL kitaplarını almanızı öneririm.

Peki TOEFL Özel Ders nasıl bir katkı sağlayacaktır sizlere? Şöyle ki benim özel ders anlayışıma göre kişilerin zeka tipine ve psikolojik durumlarına göre eğitim makbuldur.Bu da TOEFL sınavına hazırlanırken ciddi bir avantaj sağlamaktadır.Sizin zorlanacağınız noktalarınızı eğitime başlamadan önce sonuca ulaştırmış olmuş oluruz.Ayrıca seviyeniz her ne olursa olsun TOEFL Sınavından 85-90 puanını bulabilmeniz mümkündür ancak tabii ki o seviyeye gelmek sıfırsanız ciddi bir zaman alacaktır.TOEFL’dan yeterli skoru alabileceğiniz seviyede iseniz sadece TOEFL sınavına yönelik kısa bir teknik eğitimden geçmeniz ve soru tiplerine bakış açısı kazanmanız o sınavdan yeterli puanı almanız için yeterli olacaktır.Gerçekten bütün yetenekler açısından yani Listening,Reading,Writing ve Speaking açısından Upper-Intermediate seviyede iseniz 40-50 saatlik bir özel ders ile 70-85 civarı puan alabilmeniz çok rahat olacaktır.Ancak alt seviyelerdeyseniz Elementary,Pre-Intermediate ve Intermediate gibi 3 seviyenin her biri için ortalama 100 saatlik bir TOEFL Özel Ders eğitimi almanız gerekecektir.Bu derslerin saatlerinin kısaması ya da uzaması sizin çalışma temponuza bağlı olarak değişecektir.Şu iddiamı belirtmek isterim ki:’HERKESE İNGİLİZCE ÖĞRETEBİLİRİM,HERKESİ TOEFL VS. SINAVLARDAN GEÇİREBİLİRİM ANCAK HERKESİ AYNI SAATTE AYNI HEDEFE ULAŞTIRAMAM.’ Eğitim sistemimdeki açıklamalarından daha detaylı bilgiye de ulaşabilirsiniz.

Sizde TOEFL Özel Derslerle ilgili iletişime geçmek isterseniz Ücretsiz Demo(Deneme) dersi için lütfen alttaki bağlantıdan sonra açılacak olan İletişim Formu ile bizlere ulaşınız.

http://www.dogusaydin.com/Iletisim

Saygılarımla,

Doğuş AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

İNGİLİZCE ÖZEL DERS

slider5

Düşünüyorum, araştırıyorum ve yıllarca tecrübe ediyorum. Sonunda bazı sonuçlara varıyorum. Bu iş eski sistemlerle olmuyor. Kurumlar insanların sonuçlara ulaşmasında etkili olamıyor. Hatta daha da ileri giderek bu kurumların benim bu bilgiyi kullanımıma negatif etki ettiğini anlıyorum. Peki neden bu böyle devam ediyor? Neden böyle devam etmek zorunda? Bu sorular kafamı kurcalıyor. Sonuca ulaştığımı sanıyorken aslında sonucun bile karmakarışık bir örgü içinde olduğunu fark ediyorum. Sonuçta bir şey kesin ki bu sistem hüsranlarla dolu.

İkinci aşamada ise artık neden sorusunun cevabını bulamasam da buradan çıkarttığım bir sonuç var ki o da bu iş böyle olmaz. Benim bir çözüm bulmam lazım. Çözümsüzlüğün çözümünün olmayacağını düşünemiyorum. Yine düşünüyorum, araştırıyorum ve tecrübe ediyorum.  Sonuç şu: Bu sistemle ha öyle ha böyle bir şey değişmez!

Yani demek istediğim şu ki ha İngilizce kursuna gitmişsiniz ha İngilizce özel ders almışsınız. Sonucu etkileyen faktör olan öğretmen kötüyse ve eğitim sistemini kurgulayamamışsa çözüm aramayın, çünkü çözüme ulaşamayacaksınız. İngilizce özel derste alsanız bir şey değişmeyecektir.

Şimdi çözümü önermiş olduk. Yani doğru öğretmenle doğru eğitim sizi ancak çözüme ulaştıracaktır. Bu çözümü nasıl sağlayabilirim diye soracak olursanız şöyle bir cevap alabilirsiniz: ‘Maddi gücün el veriyorsa tabii ki özel ders.’ Çünkü daha pahalı bir eğitimden söz ediyoruz. Ancak zeka tipiniz el veriyor ve öğrenme zorluklarınız yoksa ve de çalışkansanız o zaman kursa giderseniz de (tabii ki doğru öğretmenle doğru eğitim koşuluyla) İngilizce öğrenebilirsiniz. Özel ders denen sistem birebir olmakta ve kişiye özel bir eğitim modeli oluşturulmaktadır. Bu sistemde öncelik sizsiniz. Grup dersinde ise öncelik belli saatte kişilerin genelinde ulaşılması hedeflenir. Dolayısıyla özel ders kişiye özel yapısıyla tamamen kişinin öğrenip öğrenemediğine göre şekillendirilir. Kişinin nasıl öğrendiğine göre şekillendirilir ve kişinin psikolojisine göre şekillendirilir.Özel dersin üzerinde durduğu üç ana etmen şunlardır:

  1. Zeka tipi(İşitsel,analitik,görsel,kinestetik,dilsel vs.) yoğunlukları
  2. Psikolojik durum
  3. Kişinin Ders Çalışma Temposu

Bu etmenler grup dersinde yoktur. Grup dersi daha çok teacher-based yani öğretmen odaklıdır. Öğrenen öğrenci öğrenir modeli benimsenir.Hele hele hem seviye hem de zeka tipi açısından homojen bir sınıf yaratılamamışsa grup eğitimi çöker,iflas eder.Sonuç hüsran olabilir.

Bir de özel dersin kişiye kazandırdığı zaman vardır.Bir grup dersinde 2 saatte geldiğiniz noktaya özel derste 20 dakika da ulaşabilirsiniz.En önemli özelliği de bu 2 saatin verimiyle 20 dakikanın verimi de bir değildir.2 Saatte ulaşılan nokta sadece o 2 saatte ulaşılması hedeflenen noktadır.Öğrencilerin o noktaya ulaşıp ulaşmadığı %100 denetlenemeyebilir ancak özel derste o öğrencinin nereye vardığıyla ilgilidir saatler.Ne kadar ekmek o kadar köfte misali bir sistem geçerlidir özel derste!

İngilizce Özel Dersin en önemli özelliği ise bence pratik yapabilme verimliliğidir.Dil ne yazık ki çoğu İngilizce öğretmeni tarafından Matematik dersi gibi sadece dilbilgisi formülleri ile öğretilen bir eğitim içeriği gibi düşünülse de aslında dil pratik yapılarak elimizde var olan bilginin yeteneklerle(okuduğunu anlama,konuşma,yazma ve dinleme) entegre edilerek pratikte uygulanma işidir.Dolayısıyla İngilizce Özel Derste bu pratik kolayca sağlanabilir.Öğrenci bol bol İngilizce konuşur,bol bol İngilizce dinleme aktivitelerinde ders içinde bulunabilir,bol bol yazabilir ve okuyabilir.2 saat tamamen o öğrencinin kullanımındadır.Ancak grup dersinde 2 saat yani 120 dakika 10 kişi bölünür.Hele bir de iyi değilseniz bu yetenekler konusunda o zaman bazı kişilere fazla süre düşerken siz hiç İngilizce’yi kullanmakla da uğraşmassınız.Dolayısıyla 5-15 dakika arası bir süre size ayrılır.Konuşma ve yazma prodüksiyonunda bulunamayacağınız ve dinleme,okuma aktivitelerinde yer alamayacağınız için dili kullanım oranınız çok düşük olur.Sadece yığınla kullanılamayan bilgiler öğrenirsiniz.

Kısaca özetlemek gerekirse eğer imkanınız varsa doğru eğitmenden doğru eğitim tarzıyla İngilizce Özel Ders alın.Yoksa da lütfen doğru eğitim tarzını sunan İngilizce kurslarından bu konuda yardım isteyin.

İngilizce Özel Dersteki İhtiyacın Doğuş AYDIN ile Ücretsiz Demo(Deneme) Dersi İçin

www.dogusaydin.com/Iletisim

                       

2400 METRE ÇOCUKLAR TEOG VE LYS KOŞUSU-TÜRKİYE VELİEFENDİ OKULLARI

23d697b31e9a65a26f22f47d160b97b4

Koşuya katılacak çocukların tamamı hazır. Beyaz bayrak havada, start verildi ve Türkiye’de 1.koşu başladı. Koşuya katılan çocukların tamamı kötü bir başlangıç yaptılar ve jokeylerini hüsrana uğrattılar.Sol kulvardan biraz hareketlenen 8 numaralı Ahmet 1 boy kadar önde liderliğini sürdürüyor.İlk metreler geçilirken dış kulvardan yaptığı ataklarla 5 numaralı Ayşe liderliği aldı.Hemen içinden 2 numaralı Ali ona eşlik ediyor.Bu ikilinin dışından gelen 12 numaralı Melda üçüncülükte kaldı ve onu da 2 boy kadar arkasında olan 10 numaralı Esra takip ediyor.3 boy kadar geride bariyer dibinde 1 numaralı Akif yer almakta.Son 100 metreye gelinirken iç kulvara yakın 7 numaralı Mert koşunun liderliğini ele geçiriyor ve farkı da 3 boya kadar çıkarıyor.Son düzlük geçilirken dışarıdan 12 numaralı Melda ve 2 numaralı Ali geliyor.Mert mi Melda mı buna varış hakemleri karar verecek. (www.dogusaydin.com)

Çocuk yetiştirmekte son dönemde anne ve babaların at yarışı oynamak gibi bir hobisi olsa gerek! Çocuklar bakılıyor, büyütülüyor ve besleniyor ve sonunda onlardan teog ve lys sınavlarında açık ara farkla diğer çocukları geçmesi bekleniyor. Çok heyecan verici ve etkileyici gibi gözüküyor. Anne ve babaların çocukken bu kadar at yarışı izlediğini ve jokey olmak istediğini tahmin edemezdim açıkçası. Gerçekten hayal dünyası ciddi oranda yaratıcı bir toplumuz.(www.dogusaydin.com)

Evde anne ve babaların diğer anne ve baba arkadaşlarına hava atma aracı haline getirdikleri çocuklarının başarısı gelecek jenerasyonların en büyük başarısızlığı olacak kimse farkında değil.Eğer sorulsaydı dünyaya hiçbir çocuk bir anne veya babanın kendi çocukluğunda gerçekleştiremediklerini gerçekleştirmek için bir yarış atı olarak gelmeyi kabul etmezdi diye düşünüyorum.(www.dogusaydin.com)

Şimdi bu kadar eleştirdiysek biraz da örneklerle canlandırmak gerekir. Çoğu ebeveyn bu özelliklere sahip olsa da kendini bu özelliklere sahip olmayan tarafa koyacaktır nasıl olsa. Bu yazıyı okurken ah şu anne ve babalar ne kadar da acımasızlar çocuklarına karşı diyeceklerdir. Ama inanın ki bu dönencenin içinde hepimiz bu hataya düşüyoruz. Nasıl mı?

İlkokul 2.sınıf öğrencisi Fatih’e de diğer sınıf arkadaşları gibi öğretmeni tarafından kibritten bir ev yapma ödevi verilir. Tabii Fatih daha 7 yaşındadır ve el becerileri gelişmemiştir. Ayrıca Fatih galiba biraz da diğer arkadaşlarına göre el becerilerinde beceriksizdir. Eğitimde hem fizyolojik hem de psikolojik olgunlaşma açısından Fatih’ten kibritten inşaat firmaları için satış ofisinde sergilenecek projenin maketini beklemek mantıksız olur herhalde. Fatih’in anne ve babası da aynen benim gibi düşünmüşlerdir ki Fatih onlardan ev için yardım istediğinde direkt karşı çıkmış ve Fatih’in kendisine verilmiş bir ödev olduğunu ve kendisinin yapması gerektiğini düşünmüşlerdir. Fatih’te ağlaya ağlaya ödevini yapmaya başlamıştır. Çocuk haklı tabii başına gelecekleri biliyor sonuçta. Fatih, o gün ödevini bitirmiş ve 20 veya 30 yaşında bir insandan beklenmeyecek derecede kötü bir ev yapmıştır!(www.dogusaydin.com)

Ertesi gün olmuş Fatih mutlu bir şekilde kalkmış ve okula gitmiştir. İlk derste Fatih’in çok sevdiği öğretmeni onlardan kibritten yaptıkları evleri göstermelerini istemiştir. Herkes sırasının üstüne çıkarmış ve sınıf olmuştur inşaat firması proje satış ofisi. Hem de 30’a yakın projesi olan ciddi büyük bir firma. Yani TOKİ’den üst düzey bir yönetici gelse ülkemizin geleceğiyle gurur duyar o derece! Arkadaşları Fatih’in yaptığı evi görünce başlamışlardır dalga geçmeye. Öğretmeni de Fatih’i yaptığı ödevden ötürü azarlamıştır. Öğretmenlerin de iyi bir jokey danışmanı olduğunu hatırlatmak lazım. O gün eve gidene kadar Fatih büyük bir güven kaybı ve onuru kırılmış çocuk portresi çizmiştir. Hayatı boyunca el işlerinden nefret eden, ileride belki evlendiğinde evde bir musluk bozulsa onu bile yapmaktan korkan, kendine olan güveni sarsılmış bir birey olmuştur. Çünkü çocuklar o ödevde yarışmamış ebeveynler yarışmıştır. Ebeveynler kendi egolarını tatmin etmiş ve kendi çocuklarının ödevi üzerinden başkalarına kimlik atmışlardır. Öğretmende desteklemiş ve kendi sınıfındaki öğrencilerinin yaptıklarını gururlu bir şekilde sınıfın çeşitli yerlerine koymuştur diğer öğretmenler ve müdür görsün diye. Topluca Veliefendi okulları açılmıştır. Herhalde sloganı da bu okulun şöyle olurdu:’VELİEFENDİ ile Veliler bu yarışta bir boy ileride’

Bu kadar yazdık belki bazı insanların beyninde ışıklar yanmasına neden olmuşsak biraz tavsiye vermesek de olmaz. Sevgili anne ve babalar lütfen çocuklarınızı sevin. Sadece sevin ki onlar okullarında başarılı olamasalar da bir gün başarılı olacağı dalı bulmasına sizin sevginiz onları yönlendirsin. Çocuklarınızdan yaptıklarınız karşılığında sorumluluk duygusu bekleyin. Sorumluluk sahibi olsunlar ki her ne yaparlarsa yapsınlar doğru yapmayı hedeflesinler. Karnelerinde 5’ler, takdirler beklemeyin. Geldiğinde sadece sevinin. Bunlara kendinizi odaklamayın. Siz doktor olamadıysanız genleriniz benzerdir zaten bilin ki o çocuktan da olamayabilir. Olacaksa ve bunu yapabilecek kapasitesi varsa destekleyin ama yoksa yapabileceği şeyi arayın.

EN İYİ EBEVEYN NE ZAMAN OLURUZ?

-Çocuğumuzun hayatta iyi yapabildiği sadece 1 şeyi bulduğumuzda ve onu desteklediğimizde!

  DOĞUŞ AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

www.dogusaydin.com

+90537 478 46 89

PERDE ARKASINDAN ÇOCUK BÜYÜTME NEDİR?

        Çocuk Gelişimi İle İlgili Mutlaka Okunması Gereken Yazı

www.istanbulingilizcekursu.com

   PERDE ARKASINDAN ÇOCUK BÜYÜTME

Her anne ve baba,çocuklarımızın iyiliğini istiyoruz mottosuyla yola çıkarlar.Ancak bilmezler ki bu iyilik isteme savaşı onların çocukları üstünde zaman zaman kötülük yaratır.Çocuklar anlaması güç,derdi çok ve bir o kadar da mutluluk veren insan grubudur.Hele hele bazı anne-babalar için çocuk demek hayat demektir.İşte tam da burda konuya girmek istiyorum.Çünkü çocuk demek size hayat demek olsa dahi lütfen çocuğunuza bunu hissettirmeyin.Çocuk,o kadar uyanıktır ki eğer sizin onun için her şeyi yapabileceğinizi anlarsa bunu hayatı boyu kullanabilir.Onun kişisel yaratılışıyla alakası olmayan bir durumdur bu.Dolayısıyla bir yönüyle çocuğunuzu bencil yapan da sizler olabilirsiniz.Aman dikkat edin!

Çocuğunuzu sevin,onunla ilgilenin,onu kötülüklerden ve yapacağı yanlışlardan korumaya çalışın ama lütfen bunların hepsini biraz perde arkasından yapın.Çocuğun artık size ihtiyacı kaçınılmaz olduğunda ortaya çıkın ve bir süpermen misali onu ordan kurtarın.Ama tabi bunu yaparken sakın olayın bitmesini beklemeyin.Olayın sonucunun çok kötü sonuçlara yol açacağına inandığınız an ona müdahaleyi yapın.

Peki çocuk için kötü ne demektir?Pek çok aile bu kötü yorumunu yanlış anlamakta ve çocuğunun yere dahi düşmesini kötü diye algılamakta ve çocuğun yürüyüşüne dahi karışarak çocuğun ilerde yürümesini dahi engellemektedir.Unutmayın çocuğunuza arabalar,yazlıklar,evler ve bol bol para bırakacağınıza sadece bir şeyi bırakın.Ona hayatı boyunca karşılacağı taşlı,mıcırlı,asfaltlı,tozlu,topraklı yollarda nasıl yürüyeceğini öğretin.Sizin ona bırakacağınız her şeyi o yolları bilmediği için bir günde bitirebilirken;sizin ona yolları öğretmenizle o sizin vereceğiniz her şeyi baştan yaratır.Aman çocukken onu bu yollardan geçirmektense alıp arabaya bindirmeyin.Bırakın yürüsün bu yollarda.Bazen ayağı ağrısın,bazen ayağı yansın,bazen de ayağı burkulsun.Ama ne olursa olsun arabaya binmesin.Bildiğiniz üzere çocuk ufaklık döneminde ne kadar çok yürürse o kadar ayağı esneklik ve güç kazanır ve daha çok yürüme kabiliyetini elde eder.

İşte bu yürüme kabiliyetini kazanması için çocuğun bazen canının yanması gerekmektedir.Bir çocuğun yere düşüp ayağını yara yapması kötülük değil bir nevi iyiliktir.Ama çocuğun açık bir belediye çukuruna düşüp ayağını kırmasını beklemek büyük bir caniliktir herhalde.Yani çocuğunuzun belediye çukuruna düşmesine izin vermeyin ama lütfen yere düşmesine izin verin ki bir daha düştüğünde ne kadar canının acıyacağını bilsin.Siz ona belediye çukuruna düştüğünde neler olacağını anlatırsanız o yere düşmeden önce anlamaz ancak yere düştükten sonra sizin dediklerinizle empati kurabilir.Çünkü artık basit bir yere düşmenin bile onun ne kadar canını acıttığını bilmesi belediye çukurunun neler yapabileceği hakkında fikirler verir çocuğa.Yani çocuğunuza yapacağınız iyilik onu büyük kötülüklerden korumaktan ziyade ufak yaralardan alıkoymamaktır.

  

Bu ufak hatalar bir çocuğu büyüten etkenlerdir.Unutmayın çocuk anne-babasının nasihatlarını ancak başına geldiğinde anlar.Ondan dolayı bırakın çocuğunuz kendi kendine dünyada bir yol alsın ve siz de arkadan onu seyredin.Örnek olarak ben çocukluğumda genellikle her şeyi kendi başına yapan dik başlı bir çocuktum.Daha ilkokul 1. sınıfın ikinci döneminden itibaren okula kendim gitmeye başlamış,3.sınıfta anne ve babamın çalışmasından dolayı evde tek başıma onlar gelene kadar kalabilmiş bir çocuktum.Peki bunlar bana ne kazandırdı?En önemlisi şu an bu yazıyı yazıyor olmamı bunlar sağladı.Siz şimdi düşüneceksiniz ‘Eee tabi ki de çünkü tecrübe etmişsin.’ Kesinlikle büyük bir hayır.Bana tecrübe kazandırmasının dışında en önemlisi hayatta bir şeyler başarabilme yetisini kazandırdı.7 yaşındaki bir çocuk okula tek başına gitme başarısını gösterdiğinde başarı duygusunu tadar iken 30 yaşındaki bir insan şirketin birinde genel müdür olduğu zaman ancak bu duyguyu tadabilir.Başarı her yaşta başarıdır ama herkes yapabildiklerinin en iyisini yapabildiği zaman  başarılı sayılır.Ben yapabilirim güdüsü çocuğa ömür boyu gerekli olan kendine güven temasını kazandırır.Lütfen çocuğunuza bunu kazandırmak için onu perde arkasından izleyip başarmasına olanak tanıyın.Bırakın 3 yaşındaki bir çocuk şişeyi kendi açmaya çalışsın ve açarken de suyu üzerine döksün.Burda dikkat etmeniz nokta şişenin cam olmamasıdır.Eğer camsa elinizi alta koyun ve düşerse diye önlem alın.Başarsın ve sonra da bir tebrik edin.Bu şişe açma eylemi ilerde belki de büyük bir şirket açma eylemi ile sonuçlanacaktır.Bırakın 10 yaşındaki çocuğunuz okula kendi gitsin ve sizde onla arkasından bir dedektif gibi yola koyulun.Onu izleyin çok kötü bir durumda müdahale edin.Kaldırımda yere düşecekse müdahale etmeyin.Caddenin ortasına düşecekse müdahale edin.Çocuk okula kendi gitsin.Kimsenin ona yardım etmediğini sansın ve başarsın.İşte onun da ödül kazanması bu yaşta budur.Çocukluğunda yolda yürümekten dolayı ödül alamayan çocuklar ileride nobel ödülünü almadan önce halen yolda yürüme ödülünü arar olurlar.

    

Kısacası çocuğun ailesi olarak onun dedektifi olun ama sezdirmeyin.Bırakın başarsın,öğrensin ve başkasına ihtiyaç duymadan yaşama yetisi kazansın.Sonra inanın yaptığınız bu kötülük hem size hem de ona kazandırır.Yani en açıkçası çocuk ağzıyla:’Biraz kötü olun be anne ve babacığım.Hep iyilik bozar biz çocukları.’

manşet 5-1

Doğuş AYDIN

İngilizce Öğretim Uzmanı&Öğrenci Koçu

+90537 478 46 89

İngilizce Öğrenirken İzlenmesi Gereken Temel 10 ADIM

        İngilizce bir dildir ve bir dil de insanların birbirleriyle iletişim kurmasına yarayan iletişim aracıdır.Bilimsel terim olarak; İletişim, iletilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir.İnsanoğlu çağlar boyu çeşitli iletişim teknikleri bulmuştur.Kızılderililer ateş yakarak,bazı insanlar halen yapmakta oldukları mimiklerini kullanarak demek istediklerini belirtmişlerdir.

Bu kısa genel bilgi yazısını yazmamın amacı sizlere İngilizce’nin de bir iletişim aracı olduğunu belirtme isteğimdi. Bu ölçüde İngilizce’yi bilmeyen bir insanın bile gitmek el işaretini kullanarak diğer insana bir yere gidebileceğini belirtebileceği normaldir.Ancak birde susmaksızın bir İngilizce’ye sahip olup çok iyi iletişim kurabilmek vardır.İşte bende size o çok iyi iletişime giden yoldaki önemli adımları anlatmak için bu yazıyı yazdım.Böyle bir açıklamayla başladığım için ilk adım olarak ‘Unutma önemli olan Konuşma’ ile başlamak istiyorum.

ADIM 1:

Unutma Önemli Olan Konuşma

   Bu adımda önemli olan konuşma derken İngilizce’nin diğer yönleri olan yazma,okuma,dinleme,dilbilgisi alanlarına kesinlikle önemsiz demek istemedim.İnsanların genellikle en çok zorlandığı alan olan ‘Konuşma(Speaking)’ dan bahsetmek istedim.İngilizce bilmemiz konuşmamızla ilgilidir çünkü eğer bir dili konuşamazsak  yani iletişim aracı olan dilimizi kullanamazsak bildiğimiz dilin bizim için bir anlamı kalmaz.Bunu da benim metodum olan ‘ Çağrışımsal İngilizce’ ile sağlayabiliyoruz.Bu metodun amacı insanların beyninde önce Türkçe düşünüp İngilizce’sini söylemek yerine direkt bir çağrışım oluşturmaktır.Yani elmayı gördüğümüzde önce Türkçe’sinin elma olduğunu vurgulayıp sonra ‘apple’ demek yerine direkt elma simgesini beynimizde oluşturarak ‘apple’ dememize yardımcı oluyor ve bu da İngilizce düşünme yetisini ortaya çıkardığı için konuşmamızda akıcılığı sağlıyor.Bunu cümlede nasıl yapacağız derseniz onun içinde özel materyallerimiz var ve onlarla birlikte cümlesel durumunu da kelimeler üstünden kurmaya başlıyorsunuz.

Peki burada öğrenciye düşen görev nedir?

Öğrenci, kesinlikle konuşmanın önemini kavrayarak her zaman konuşmaya koşullanacaktır. Kesinlikle pes edip Türkçe konuşmaya başlamayacaktır. Eğitimimizin ilk dönemlerinde bir cümleyi 40 saniyede söyleyebilirken bu süre 10 saniyeye kadar düşecektir ileriki aşamalarda. Bu da eğitimimizin başarılı olup olmadığının öğrenci açısından denetimini yapma olanağı da sağlayacaktır.

Yani kısaca kesinlikle eğitim programı boyunca İngilizce konuşmaktan vazgeçmeyin ve Türkçe’yi unutun.

   

ADIM 2:

Kendine Güven

   İngilizce güvensizliği kesinlikle kaldırmaz. Çünkü kendine güveni olmayan insan daimi hata korkusu taşır içinde ve bu da çok düşünmesine, çok düşünmesi de onun konuşamamasına neden olur.Eğitimimiz başladığı andan itibaren kendinize güvenmeyi ihmal etmeyin.İnsanın kendini rahat hissetmesi;hata yapmaktan korkmaması,konuşurken düşünmemesidir. İngilizce eğitimi almaya başladığınız ilk günden itibaren mutlaka kendinize güvenin ve ben İngilizce konuşabiliyorum diyebilin.Eğitmeniniz ile eğer İngilizce konuşabiliyorsanız ve iletişiminiz düzgün ilerliyorsa anlayın ki siz İngilizce konuşabiliyorsunuz ancak sizin konuşmanız uzun süre alıyordur ve birlikte onu kısaltmaya uğraşacağız.Siz İngilizce eğitimine başladığınızda şunu unutmayın.Size en kısa sürede en uzun cümle kurmayı öğreteceğiz.Siz zaten İngilizce konuşmayı yaklaşık 1 ay içinde elde edeceksiniz.

 

ADIM 3:

Her zaman Deneyin

    Her zaman İngilizce konuşmayı deneyin. Yanlış veya doğru olsun siz İngilizce konuşun ve bizde sizin bir daha aynı hatayı yapmamanız için bu hatayı düzeltelim.Denemek bir dil öğrenmenin en önemli yoludur.Hayatınızın her anında önemli bir toplantı dışında konuşmayı deneyin ve insanların sizin İngilizce’nize gülmesini önemsemeyin.

ADIM 4:

Sabırlı Olun

   Bizimle olacak eğitimleriniz boyunca sabırlı olun sözünü çok duyacaksınız. Çünkü bir dil öğreniminde en önemli sözcüktür.Bir bebek annesi ve babası hep kendi dillerini konuşmasına rağmen bebek o dili yaklaşık 2 yılda normal ölçüde konuşabiliyor.Siz kendinizi bu bebekten üstün görün ama bu 2 yılı da 10 gün de İngilizce öğrenmeye indirgemeyin.Bizim metodumuzun en önemli yanı öğrencinin öğrenip öğrenemediğini kontrol edebilmesidir.Bu öğrencinin devamlı İngilizce konuşmasından ileri gelir.İlk günkü dersinizi hiç unutmayın.Her gün eğitmeninizi daha iyi anlıyor ve eğitmeninizle daha rahat konuşabiliyorsanız anlayın ki İngilizce eğitiminiz iyi gidiyor. Ancak unutmayın ki anadiliniz gibi öğrenme ihtiyacınız yoksa uzun süreye gereksinim kalmayacaktır.Lütfen sabırlı olun ve her gün ben niye bunu bilmiyorum diye sormayın.Çünkü hazırlanan materyallerimizin hepsi en çok kullanılan İngilizce’den detaya doğru inip detayları zamanla öğrenmenize yol açacaktır.Halen bazen Türkçe’de bile bilmediğiniz kelime çıkabilir unutmayın.Ayrıca unutmayın ki İngilizce öğrenmek  gerçekten uzun süreç gerektiren bir yoldur.

 

ADIM 5:

Hata Yapmaktan Korkmayın

Kesinlikle hiçbir zaman hata yapmaktan korkmayın. Dilbilgisi olarak düzgün konuşuyor olmamanız ilk dönemler için normaldir. Ancak bir İngiliz bile çok düzgün dilini kullanamaz. Bu yazıdan sonra Türkçe’ yi ne kadar iyi konuştuğunuzu sorgulayabilirsiniz.Unutmayın ki iletişimde önemli olan beyninizdeki düşünceyi karşınızdakine iletebilmektir.Eğitimin devam ettiği her gün daha iyi ve düzgün konuşmayı öğreneceksiniz ancak bunu bekleyip hiç konuşmamak gibi bir gaflete girmeyin ve hata yapmaktan korkmayın.Her şeyi kurallı yapmak bazen sizi durdurur unutmayın ve devamlı hata yapın.Hata yaparak öğreneceksiniz.

 

ADIM 6:

İngilizce’yi Hayatınıza Katın

    Kesinlikle en önemli adımlardan biridir. İngilizce’yi her daim daha çok önünüze çıkarmak için yapacağınız şeylerden bazıları şunlardır.Materyal listemizde bulunan İngilizce alt yazılı ve İngilizce filmler izlemek.Türkçe film izleyip biraz daha fazla anlayacağınıza İngilizce film izleyin.Vereceğimiz kitapları otobüste giderken veya evde dururken başka kitap okuyacağınıza biraz da İngilizce kitap okuyun.Vereceğimiz  CD’leri evinizde veya arabanızda müzik dinlemek yerine dinleyin.Gazete okurken bir 10 dakikanızı da İngilizce gazete okuyarak  geçirin.(İlk dönemler de zor olabilir.)Küçük bir sözlük alıp cebinizde tutup bir şey aklınıza takıldığında açıp sözlüğünüzden bakın.Eğer herhangi biri varsa yakınınızda İngilizce konuşmaya çalışın.Bir turist gördüğünüzde hemen konuşmaya çalışın.Sürekli eğitmeninizle İngilizce konuşup onunla irtibatta olun.Böylece İngilizce beyin lobunuzda önemli bir yer alacaktır.

 

ADIM 7:

Panik Yapmayın Rahat Olun

    İngilizce öğrenirken rahat olun ve kendinizi öğreneceğinize şartlandırın. Biz  bunun sözünü verebiliyoruz  ve dolayısıyla stres yapacak olan sizler değil biziz.Biz  size öğretme stresini yaşıyoruz ancak siz değil.Unutmayın bir öğrenci sınava girerken panik yapması ne kadar kötüyse İngilizce öğrenirken panik yapması da o kadar kötüdür.Sadece bizim  dediğimiz şeyleri yapamama paniği yaşayın,İngilizce öğrenemeyeceğim paniği değil.

 

 

ADIM 8:

Ne İstediğinize Karar Verin

Öncelikle ne kadar İngilizce öğrenmek istediğinizi eğitmeninize söyleyin. Çünkü her eğitmen size özel program hazırlayıp sizi o yola yönlendirmek için sizin ne istediğinizi bilmek zorundadır. İngilizce çok geniş bir alandır.Ana diliniz gibi öğrenmek isterseniz bire bir ders olarak en az 2 yılınızı,ancak sadece bir konuşayım yeter derseniz de 1 ayda da olabilecektir.Ben yeterli derecede konuşmak istiyorum.İletişim kurayım ama her şeyim mükemmel olmasın diyorsanız 8 ayda olacaktır.Ne istediğinize karar verdikten sonra uzun süreçli bir yola çıkın.

 

ADIM 9:

Düzenli Olun

    Unutmayın ki düzenin olduğu her yerde başarı daha kolay sağlanır. Siz de ne zaman ders yapacağınızı gün ve saati ile birlikte kararlaştırıp en az 3 ay bu süreci sağlayın. Ayda bir kereden fazla derslerinizi iptal etmeyin.Çünkü eğer düzenin dışına çıkarsanız hem eğitmen hem de siz İngilizce öğrenmenin hazzını kaçırırsınız.Unutmayın ki eğitmen de bunu bir profesyonel iş olarak yapıyor ve dolayısıyla onun için zaman kavramının ne kadar önemli olduğunu unutmayın.Bir dil öğretiminde eğitmeninizi ne kadar mutlu ederseniz o da size iyi bir İngilizce öğretmek için elinden geleni yapacak ve sizi mutlu edecektir.Düzenli bir çalışma programı uygulayın.Kendinize görevler belirleyin ve bunları yapacağınız zamanı belirleyin.

 

ADIM 10:

Çalışkan Olun

   İşte bu adım İngilizce öğrenmenin en zorlu ama en gerekli adımlarından biridir. Eğitmeniniz size bir süre verir sizin öğrenmek istediğiniz İngilizce doğrultusunda ve bu sürede kendisi size verilen ev çalışmalarını da hesaba katar.Siz de eğer işiniz yoğunsa ve kesinlikle evde çalışamam diyorsanız kesinlikle unutmayın ve evde çalışamayacağınızı eğitmeninize belirtin ve böylece süre uzun bir şekilde eğitmeninizle birlikte her şeyi yapacaksınız.Ancak unutmayın öğrenme süreniz uzayacaktır.Elinizden gelirse emek verip mutlaka İngilizce’ye çalışın.Bir dili öğrenirken mutlaka onun için bir şeyler yapın.Eğitmenler her zaman ,ödev vermeyi sever  ve öğrencilerinin çok çalışmasını sağlarlar ve onları motive ederler.Ancak her şey sizin elinizdedir yine de.İsterseniz öğrenirsiniz ancak istemezseniz öğrenemezsiniz.

                                 İngilizce öğrenerek geçen günler dileğiyle,

                             

                                                          Doğuş  AYDIN

                                               Eğitim  Programı  Direktörü   

                                        www.istanbulingilizcekursu.com

                                           www.istanbulingilizcekursu.com